Ara ara tekrara düşmüş ama yine de akıcı..
Tek Dünya Devleti'nin elit kesimi(300ler komitesi) servetleri uyuşturucu kaçakçılığı, altın, elmas, silah, bankacılık, borsa, petrol, medya ve eğlence sektörlerinden gelen İngiliz aristokrasisi ve onun Amerikalı akrabalarından oluşacaktır.
Wall Street aracı kurumları 300'ler Komitesi'ne geçmiştir. Elindeki bu kontrol mekanizmasıyla Komite, üyelerinin Wall Street'te sıradan bir yabancı yatırımcıdan en az iki kat daha fazlasını kazanmasını sağlamaktadır. Dünyanın en zengin bazı aileleri Avrupa'da yaşamaktadır dolayısı ile bunların diğer Komite üyelerinden daha üstün olmaları normaldir.
Araştırma yazıları ilk kerede anlamak virolog veya mikrobiyolog olmayan bir kişi için zor olabilir ancak hemen pes etmeyiniz.
Okumaya devam ettikçe detayların kafanızda anlam ifade etmeye başladıklarını göreceksiniz.
Bu deneyim eski Poloraid fotoğrafları incelemek gibidir.
İlk başta fotoğraf kâğıdı bembeyazdır, sonra dış hatlar belirmeye başlarlar ve en sonunda net fotoğrafı görürsünüz.
Tavistok Enstitüsü hakkında çok bilgi yok. Ama adamlar aynı planları dünyanın gözünün içine baka baka hala uyguluyorlar. Okudukça vahşi insanların aslında takım elbiseli ve saygın görünümlü olduğunu görüyoruz. Dünyayı yönetmek için her türlü entrika, Zulüm, timsah gözyaşları içinde olan batının siyasi koridorlarında satın almış olan ahtapot gibi dünyanın her yerinde olan şirketler.
Toplumları yönetmek için, "Seri halinde krizler yaratarak nüfusu Lewin terör taktiklerine göre yönlendirmeye çalışın. Hedef grubun beklendiği gibi hareket ettiğini göreceksiniz."
Çalışmalarında tavistok üyesi Lewin'in psikolojik MANİPÜLASYON İle özellikle televizyon, sosyal medya ve kadın dernekleri olmak üzere medya araçlarının geniş halk kitleleri üzerindeki sosyal kontrolü kolaylaştırdığını keşfetmiştir.
Örneğin bir zamanlar Avrupa Postane Hizmetlerini tekelinde tutan Von Thurn ve Taxis ailesi servet açısından David Rockefeller'i solda sıfır bırakacak kadar zengindir. Von Thurn ve Taxis Hanedanı 300 yıldır devam etmektedir ve her zaman 300'ler Komitesi'nde üyelikleri vardır. Bu ailenin tarihçesi Rothschild Hanedanı ile bağlantılıdır çünkü bu aile tekelinde bulundurduğu posta hizmetlerinde Rothschild'ler adına defalarca casusluk yapmıştır.
300'ler Komitesi firmaları tüm strateji ve hareket planlarının tek elden yürütüldüğü bir çatı altında faaliyet gösterirler. Kendilerini ne kadar güçlü ve bağımsız sanırlarsa sansınlar dünyadaki tüm hükümetler ve insanlar Komite hiyerarşisinin kontrolünde veya hedefindedirler. Bu kontrol finans, savunma ve siyasi partiler gibi pek çok alanı kapsar. Ancak Yeni Dünya Düzeni planı içinde sosyalist partilerin yeri Komite için ayrıdır. Dünyadaki dinler dahil Komite'nin ulaşıp kontrol edemeyeceği hiçbir varlık yoktur.
Üst yönetimi Olimpos Kurulu'ndan oluşan Londra merkezli 300'ler Komitesi bankacılık, metal, mineral, değerli taşlar, afyon, ilaç, kokain pazarlarının hâkimidir. İngiliz Hanedanı bu kurumun başında bulunur.
Tabii ki bu organizasyonda iletişim çok önemlidir. RCA'e geri dönersek bu kurumun yönetim kurulunda CFR, NATO, Roma Kulübü, Üçlü Komisyon, Masonlar, Kafatası ve Kemikler Cemiyeti, Yuvarlak Masa, Milner Group, Cini Vakfı, Mont Pelerin Cemiyeti üyeleri ve Anglo-Amerikan oluşumundan kişiler vardır. David Sarnoff Londra'ya giderken Sir William Stephenson New York'taki RCA binasına yerleşmektedir.
Üç büyük ulusal kanal RCA'in bölünmesiyle ortaya çıkmışlardır. National Broadcasting Company (NBC) ve American Broadcasting Company (ABC) 1951 yılında RCA'den koparak faaliyetlerine başlamışlardır.Üçüncü büyük televizyon firması olan Columbia Broadcasting System (CBS) kardeş kurumları gibi İngiliz istihbaratı tarafından yönetilmektedir.
CBS'in başına getirilmeden önce William Paley Tavistock'ta toplu beyin yıkama üzerine eğitim almıştır.
Keşke biz Amerikalılar tüm büyük ulusal kanallarımızın İngilizlerce kontrol edildiğini ve tüm önemli haberlerin biz duymadan önce Londra'da denetlendiğini bilebilseydik.
(ABD bu haldeyse biz Kim bilir ne haldeyiz?
"Baba Joe"yu harcamışlardır. Joe Kennedy Londra'dan geri çağrılmıştır ancak kendisine yapılan bu hakareti hiçbir zaman unutmamıştır. Joe Kennedy ve oğulları Roosevelt gibi edilgen bir hizmetkâr olmayı hiçbir zaman kabul etmemişlerdir. Beyaz Saray'a seçildiğinde John F. Kennedy bunun kendi başarısı olduğunu sanmaktadır. Gizli güç genç Kennedy'i ürkütmemek için profilini bu süreçte çok düşük tutmaktadır. Başta nazikçe ancak sonradan tüm şiddetiyle 300'ler Komitesi Kennedy'nin boynuna taktıkları dizginleri kabul etmesini talep etmektedir.
Durumu fark eden Kennedy başkanlık üzerindeki tüm vesayeti kaldıracağını haykırmaya başlamıştır.
Kennedy araştırmaları gösterdiği üzere bir İngiliz örgütü olan Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (RIIA)'nın başkanlığı ve Amerika Birleşik Devletleri üzerindeki hegemonyasını fark etmişti. Kennedy ulusları kontrol eden gizli teşkilatlardan nefret etmekteydi ve ait olduğu Katolik Kilisesi ile Masonluk arasındaki düşmanlık çerçevesinde devletin üst düzey pozisyonlarında bulunan Mason sayısı karşısında dehşete düşmüştü.
Kennedy büyük Disraeli'nin (Lord Beaconsfield) bir keresinde söylediği "Seçilmiş hükümetler ülkeleri nadiren yönetirler." sözünü iyi bilmekteydi.
Kennedy ayrıca Winston Churchill'in Amerika ve İngiltere arasında özel ilişki bulunduğu şeklindeki sözlerinin de farkındaydı. Başkan bunun "özel ilişkiden" çok "özel kontrol" olduğunu biliyordu.
Kennedy'nin yabancı devletlerin başkanlık üzerindeki kontrolünü kaldırma çabaları özellikle Kruçev, RIIA, CIA ve Beyaz Saray yetkililerince kandırıldığını anladığı Küba Misil Krizi esnasında sertleşti.
Sadece bir kitap olarak bakarsanız çok şey kaybedersiniz.
"300ler komitesi-John Coleman ", "texe mars-illimunati, Dark Majesty", "Ahmet Hamdi bey-İngiliz misyonerleri", "Haydut Devlet - William Blumm", Dul kadının oğulları - Mustafa Yılmaz", Dönmeler ile ilgili kitaplara da bakınca büyük puzzle dahanet görünüyor.
Nüfusun:
%1'i Dünyayı yönetir
%4'ü kukladır
%90'ı uykudadır
%5 ne olduğunu bilir ve geriye kalan %90'ı uyandırmak ister
İşte o %1, hep uyanık olan %5'in, geriye kalan %90'ı uyandırmasını asla ve asla istemez.
Bu yüzden dünyaya hep Mefta-i Küre(ölüdünya) demişimdir!