Merhaba. Sırf adında Adige olduğu için okumaya çalıştığım ama dayanamayarak yarım bıraktığım bir kitap oldu. Kitap çıktığından ve kitabı arka kapağını okuduğumdan beri aklımda tek bir soru vardı: Neden mafya teması?
Asıl problem bu bence. Herhangi bir kültürü tanıtma amacını taşıyorsanız bu kültürün en uç noktasına gitmenize gerek yok. Mesela aşiret konulu kitaplarda direk berdeli yapıştırmak zorunda değilsiniz ya da her karadenizli insan sinir küpü olmak zorunda değil. Beni rahatsız eden en temel konu bu oldu.
Bir Çerkes olarak daha çok topluluğumuzun nasıl yansıtıldığına odaklandım ve bu konuda birkaç madde sıralayacağım:
1. Çerkeslerde birlik adı altında bir örgütlenme mevcut değil. Çoğu kişinin kurgu olduğunun farkında olduğunu biliyorum ama belirtmek istedim. Yasadışı şeyler yapmayız, hatta geçmişten itibaren devlete aşırı bir bağlılık söz konusu.
Evet sivil toplum kuruluşu adı altında kültür derneklerimiz var ama onlar da tiyatro-dans odaklı. İnsanlar sosyalleşme amaçlı geliyorlar.
2. Çerkesler kendileri dışında kimseyi işe almaz, onlarla konuşmaz gibi bir durum yok. Tabii ki Çerkesler Çerkesleri gözetir, bazı durumlarda bir adım önde olabilir ama genel olarak kimseyle problemimiz yok :D
Düğün sahnesinde ana karakter iki farklı dansı denemeye çalışıyor, ikisinde de farklı olaylar yaşıyor. Özellikle köy düğünlerinde böyle olaylar yaşanmaz, yaşanamaz. O kişi hem yaşlılar hem de düğün sorumluları(hatiyaqo-terim kitapta da geçiyor) tarafından uyarılır. Özellikle ana karakter halkada oynamaya çıkıp karşısındaki erkeğin onu bırakıp gitmesi gibi bir durum özellikle yaşlılar tarafından kabul edilmez, o kişi kenara çektirilir ve yaşlılar tarafından haşlanır.
3. Bu kabardey-abzeh muhabbeti mevcut çok. Şakalaşma amaçlı olması dışında ciddi olarak ötekileştirme, yadırgama yok toplumda. Yapan varsa da kişisel geçmişinden kaynaklıdır. Bizde iki nesil önce yani anane dedelerimiz döneminde belki biraz daha ciddidir belki bilmiyorum.
4. Çiço'nun köle ailesi muhabbeti. Evet, Çerkeslerde bahsedilen sosyal sistem mevcutTU. Soylular, prensler, onların köleleri vs. Ama bu artık yok, sadece bazen şöyle bir muhabbet geçiyor 'aa senin arkadaşının sülalesi de köleymiş eskiden' gibi. Bunun belirtilmesi bile günümüz şartlarında çok saçma bence.
Ana erkek karakterin çerkesim diye gezinip üniversitelerdeki ülkücü reisleri gibi davranması. Çok gıcık etti. Genel olarak bu karakterler 30 yaşlarında insanlar, neden yaşları gibi yansıtılmadılar onu anlamadım. Benim 16-17 yaşlarımda yazmaya çalıştığım kurguları andırıyor temeli. Çok fazla kitap çıkarmış ve yıllardır yazan bir yazardan bu acemiliği beklemiyordum, en azından yazımı biraz daha oturmuştur diye beklemiştim. Yanlış hatırlamıyorsam bu yazarın Ayçöreği kitabını taaa wattpaddeyken okumuştum ilk yazmaya başladığında. Pek değişmemiş yazımı. Bu kitapta da 500-600 küsür sayfa ne anlatmaya çalıştı niye bu kadar uzattı anlamadım. Potansiyeli var, kitlesi de var ve küçük yaştakilere uygun da yazıyor bir nebze ama daha farklı bir konu seçimi beklerdim ben. Sıkıldık yani mafya-ajan-aralarına sızma muhabbetinden.