Herhangi bir şey istemekten vazgeçmelisin. Bayan Catherine Helsey'in ne
kadar önemli biri olduğunu unutmaksın. Çünkü önemli değil, biliyorsun. İnsanlar ancak
diğer insanlarla ilişkileri açısından önemlidir. Yararlılıkları açısından, sundukları hizmetler
açısından. Bunu tümüyle anlamadıkça, bir mutsuzluktan diğerine kayarsın. İnsanlara karşı
zalim duygular hissedişini neden böyle kozmik bir trajedi haline getiriyorsun? Ne olmuş
yani? Bunlar büyüme sancıları, o kadar. İnsan hayvansal kabalıktan manevi yaşama, bir
geçiş dönemi olmadan atlayamaz. Bu geçişlerin bazısı, gözüne kötü bile görünebilir. Her
güzel kadın, önceleri elini ayağını nereye koyacağını şaşıran bir genç kız olmuştur.
Büyümelerin hepsi, önce bir yıkmayı gerektirir. Omlet yapmak için yumurtaları kırmak
zorundasın. Acı çekmeye, zalim olmaya, dürüstlükten uzaklaşmaya, kirli olmaya razı
olmalısın. Ego denilen inatçı kökü öldürmek için her şeyi yapmalısın. Ancak o öldükten
sonra, artık aldırış etmediğini hissettiğin zaman, kimliğini kaybedip ruhunun adını
unuttuğun zaman ... ancak o zaman benim dediğim mutluluğu tadabilirsin. Ruhsal
büyüklüğün kapıları, önünde ancak o zaman açılır."
"Ama, Ellsworth Dayı," diye fısıldadı Catherine, "Kapılar açıldığında, kim girecek
içeriye o zaman?"
"Soyut kavramlardan konuşurken kelimeleri çok iyi seçmek gerekir. Giren elbette
sen olacaksın. Kimliğini kaybetmiş olmayacaksın, yalnızca daha geniş bir kimlik edinmiş
olacaksın. Senin dışındaki herkesin, tüm evrenin de katıldığı, paylaştığı bir kimliğin parçası
olacaksın.''
"Nasıl? Ne bakıma? Neyin parçası?"
"Dilimiz bireyciliğin diliyken bu tür şeyleri konuşmak ne kadar güç, görüyor musun?
Bütün terimlerimiz, bütün batıl inançlarımız öyle. 'Kimlik' denilen şey bir hayaldir, onu da
biliyor musun? Ama eskimiş, parçalanmış tuğlalarla da yeni bir ev yapamazsın. Bugünün
kavramlarıyla, beni tümüyle anlamayı umamazsın. Bizler egonun batıl inancıyla
zehirlenmiş durumdayız. Benliksiz bir toplumda neyin doğru, neyin yanlış olacağını
bilemeyeceğimiz gibi, ne hissedeceğimizi, onu nasıl hissedeceğimizi de bilemeyiz. Önce
egoyu öldürmemiz gerek. Zihin bu yüzden güvenilmez bir şeydir. Düşünmemeliyiz.
İnanmalıyız. İnan, Katie. Zihnin itiraz etse bile inan. Düşünme. İnan. Beynine değil,
kalbine güven. Düşünme. Hisset. İnan."