Aşk, Reçel ve Deniz Kabukları
"Mutlu olan yoktu zaten... Hep bir engel. Kimi yanlış zamanda yanlış insanla... Kimi terk edilir benim gibi... Platonikler... Özgür bırakmayan üçüncü şahıslar yüzünden hiç aşkı yaşayamayanlar... Aşık olup sevişerek evlense bile huzuru bulamayıp boşananlar... Kaçak göçek yarım yamalak takılanlar... Gelenekleri uygulamaya mecbur bırakılan esirler... Ya da hiçbirine cesaret edemeyip yalnızlığı tercih edenler..."
Başarılı bir iş kadını olan Melis üç ay sonra evlenecekti ve artık hazırlıklarda sona doğru yaklaşıyorlardı. O akşam da Mert ile bulaşacaklardı. Fakat buluşma umduğu gibi gitmemiş ve Mert onu terk etmişti. Hiç beklemediği bir anda gelen bu ayrılık onu bir süre şoka uğratsa da işine daha sıkı sarılmış ve gittiği pskiyatr yardımıyla da kendine yeni bir yol çizmişti.
Bu yolda yanında olan arkadaşları ve köpekleri onun vazgeçilmezi olmuş ve kendisini babanesinin reçel tarifleriyle tedavi ederken bulmuştur. Bu arada mutfak atölyesine de gitmeye başlamıştır. Hayatına birkaç kişi almaya çalışmış ama bu kişilerde istediği aşkı bulamamıştır. Kim bilir belki de aşkı bulmak için doğru yerde değildir...
Yoğun iş temposundan biraz kaçmak için Datça'daki yazlıklarına gitmiş ve kelimenin tam anlamıyla orada kendini ve aradığını bulmuştur. Deniz, güneş ve doğa... Aradığı huzur işte buradadır. Derken eski bir arkadaşıyla karşılaşır ve hayati bir anda tamamen değişmeye başlar.
Bu bir terk edilişin ardından kendini ve gerçek aşkı bulma yolculuğu. Ahh Datça o kadar güzel tasvir edilmiş ve anlatılmış ki oraya yerleşesim geldi doğrusu. İyileştirici reçel tarifleri ve akıcı sayfalarıyla Datça'nın büyülü dünyasında bir aşk hikayesi okumaya hazır olun derim. Ben yazarın kalemini gerçekten çok beğendim. Ve okuduğunuzda kendinizi Datça'nın o huzurlu sahilinde hissedeceğinize eminim.
Her gün aynı geçecek değil ya. Bazen de bir soluktur. Islanırsın. Kendine getirir. Durur düşünürsün.