O kadar benlik bir kitaptı ki bayıldım. Dark romance okumaya başlamak isteyenler ya da kafam dağılsın bir dark romance okuyayım diyenler için çok iyi bir seçenek. Beklediğimden de akıcı bir şekilde ilerledi. Yazımı ne çok sade ne de betimlemelere boğulmuştu, bir dark romance için kıvamındaydı. Kitabın ilk yarısı benim için olaylı ama olaysız geçti ama ikinci yarısı çook iyiydi. Bayıldım. Karakterlerin arasındaki çekim, kaoslar, gizemler… Kitap boyunca en çok hoşuma giden şey ise Lucas ve Hera karakterlerinin tamamen birbirlerinin yansımaları olmalarıydı. Acıları, korkuları, hissettikleri hatta yara izleri bile… birbirlerine bu kadar benzemeleri ve onların da bunu yavaş yavaş keşfetmesini çok beğendim. Hera karakteri dışarıdan bakıldığında şöyle döverim böyle keserim karakteri gibi gözüksede içten içe o kadar yaralıydı ki. Duygusuz bir hayatın içine atılmış ve hissetmeyi bile Lucas ile öğrendi. Karakter gelişimi denir mi bilmiyorum ama karakterlerin kendilerini tanıması ve kendinlerini tanımaya birbirleriyle izin vermeleri çok güzeldi. Hemen ikinci kitabı istiyorum ben Lucas ve Hera’mı okumak istiyorum