Serinin en sakin cildiydi. Alışık olmadık bir havada ilerliyor. Fakat yazar bize öyle güzel ve inceden göndermeler yapıyor ki fark edince inanılmaz bir haz veriyor. Şimdiye kadar Punpun'un gelişim sürecini izledik. Artık seri karakteri oturmaya başlamış Punpun'u gösteriyor bize. Punpun çaresiz, karanlık ve kimseye güvenmeden yaşamaya çalışıyor. Özellikle insanlara yaklaşımı ve onlara duyduğu korkuyu yazar bize diyalogların içeriği ile değil de uzaktan baktığımızda görünen manzara ile anlatıyor. Punpun cildin başından sonuna kadar neredeyse tüm sayfalarda uzun uzun konuşmaları dinlemeye tavsiyeler almaya sürekli yönlendirilmeye maruz kalıyor ve karşılık neredeyse hiç vermiyor. Fakat sonlara doğru bu buhranlı dönemden çıkmaya başladığını görüyoruz ve yazar bize diyalogsuz harika bir uzun sekans yaşatıyor. Ve o zaman anlaşılıyor aslında yazarın bize anlatmak istedikleri. Punpun bir yerden sonra dinlemenin ötesine geçip kendini anlatmaya başlıyor.
Gerçekten bir baş yapıtı okuduğumuzu düşünüyorum. Diğer ciltlere göre ne kadar altlarda kalsa da verdiği incelikler ile özel bir cilt olduğunu belli ediyor.