·350 syf.····Okunma: 21 Aralık 2024 15:29 Tess Gerritsen'in kitaplarını okudukça, yazarın gelişimini net bir şekilde görmek mümkün. Her romanında hem yazım tarzı hem de olay örgüsündeki ustalığı giderek daha iyi hale geliyor. Özellikle son romanlarında sürükleyicilik ve heyecan unsurlarını çok başarılı buluyorum. İlk romanlarında yer yer eksik kalan hikâye bağlayışları, bu son romanında oldukça tatmin edici bir şekilde ele alınmış.
Kitaplarında daha önce dikkatimi çeken ve çok da hoşlanmadığım bir yön, olaylara sürekli feminen bir perspektiften yaklaşmasıydı. Ancak bu romanda, bu bakış açısının dengeli bir şekilde ele alındığını düşünüyorum. Eğer ilerideki romanlarında da bu dengeyi korursa, Gerritsen'in eserlerinden çok daha fazla keyif alacağım.
Konusuna gelecek olursak:
Çin Mahallesi’nde bir el bulunmasıyla başlayan hikâye, kısa sürede karmaşık bir cinayet soruşturmasına dönüşüyor. Olayın içine giren Jane Rizzoli ve ortağı Frost, sadece fiziksel değil, aynı zamanda duygusal ve ahlaki bir mücadeleye de sürükleniyor. Gerritsen, bu noktada yine tıbbi detaylarla süslenmiş gerilim dolu bir atmosfer yaratmayı başarıyor.
Bu kitapta Maura Isles oldukça az görünüyor. Jane ile Maura’nın ana karakterlik sırası dönüşümlü olarak değiştiğini farkettim. Ancak bu romanda, kişisel hikâyelere diğer kitaplara kıyasla daha az yer verilmiş. Bu durum, olay örgüsünün daha fazla öne çıkmasını sağlasa da, karakterlerin derinliğine alıştığım için bir eksiklik olarak hissettim.
Oldukça beğendiğim bir polisiye oldu. Tavsiye ediyorum.