William Faulkner, 1897’de doğmuş Amerikalı yazar, 1949’da Nobel Edebiyat Ödülü’nü almış. Bilinç akışı, iç monolog, farklı yazım teknikleri ve diliyle çoğu yazara ilham olmuş; okurların da zihnini açmıştır. Ciddi anlamda zihin açan bir yazardır Faulkner. Döşeğimde Ölürken ve Ses ve Öfke eserlerini okurken epey zorlanmış ama aldığım edebi tat ve keyifi uzun süre unutamamıştım. Çılgın Palmiyeler yazardan okuduğum üçüncü kitap oldu.
Aslında iki ayrı uzun hikayeden oluşan bu roman ilk yazıldığı dönemlerde ayrı kitaplar olarak basılmışlar. Ancak hem yazarın isteği ve yazış şekli -öyküleri sırasıyla geçişli kaleme almış- birlikte olmalarını doğru kılıyor hem de inceleyenler böyle yorumlamış. Çılgın Palmiyeler ve Irmak Baba hikayeleri arasında sırasıyla akıp gidiyoruz, sele kapılmışız okurken. Bir bakmışız su üstünde bir bakmışız yataktayız.
Çılgın Palmiyeler bölümünde Harry ile Charlotte’un hikâyesini okuyoruz. Yasak aşkın gölgesinde koşuşturan bu çift hazin bir sona doğru tutkuyla ilerliyorlar. Aşka tapan Charlotte, eşini ve iki çocuğunu bırakıp Harry ile bir yolculuğa çıkıyor; bu kararları toplumdan gördükleri baskılar ve vicdanları ile üstlerine karabasan gibi çöküyor.
Diğer bölüm olan Irmak Adam da ise adsız mahkum, uzun boylu mahkumun hikayesini okuyoruz. Bu mahkum 18 yaşında okuduğu kitaplardan etkilenerek tren soymaya kalkışan ve hapse düşen bir gencin özgürlük ile savaşını anlatıyor. Evet özgürlük için savaşını değil, özgürlük ile savaşını anlatıyor. Mississippi Nehri’nin taşması ile oraya görevlendirilen mahkumlardan biri oluyor ve hamile bir kadını kurtarması gerekirken izi kayboluyor öldü sayılıyor. Akla ilk gelen kaçıp gitmesi olsa da o kendisine verilen görevi yerine getirip geri teslim olmayı tercih ediyor.
İki hikaye birbirine çok uzak görünse de satır aralarında ve iki erkek karakterin başına gelenler ve seçimleri dolayısıyla bağlantılı öyküler. Fedakarlık, aşk, özgürlük… Seçimler aslında esas mesele. Tüm her şeyin yanında aşk bir seçim olmasa da gitmek bir seçimdir. Vicdan bir seçim olmasa da fedakarlık bir seçimdir.
İki hikayenin birbirine yediriliş şekli, hamilelik / suç ve ceza / kadın ve erkek / kader ve şans / aşk ve sadakat / özgürlük ve tutsaklık gibi konularda ortak sorunları ele almış olmaları, hikayelerin benzer sekansta ilerleyişi arka arkaya sıralı olması ve Faulkner’in okura ve yazıya verdiği önemi göstererek yine farklı bir teknik ile çığır açması takdire şayan. Şahane bir adam.
Mutlaka Faulkner okuyun. İyi okurların elbet yolu düşecektir. Kitapla kalın.