bu üçlemeyi önceden okuyup bitirmiş birisi olarak, aslında ne kadar üçleme ile alakalı olmasa da, genelde fantastik kurgular ile ilgili anlayamadığım, ya da sadece "acaba bana mı öyle geliyor?" diye düşündüğüm bir, artık sorun mu desem, hata mı, ve ya yazarların kitabın bitmesine yakın aceleyle davranıp oldu bittiye mi getirmesidir nedir bilemiyorum lakin;
şimdiye kadar okuduğum hemen hemen tüm fantastik kurgu kitaplarında ilk sayfalarda başlayan macera şıkır şıkır akarken, son 30-40 sayfaya gelince bir acelecilik, böyle sanki 250 sayfadır ilmek ilmek döşenen hikaye bir anda "kahramanımız oraya gitti, koştu geldi, bununla tanıştı oldu bitti hoop, hadi geçmiş olsun" tadında bir finale sahne oluyor. kahraman, ana karakter, hep böyle bir son dakikada langır lungur birseyler yapıyor ve finalde, "bizi okumaya devam etmeniz için hikayenin bu kısmında ağzınıza bal süreceğiz. siz de merak ediyorsanız, hikayeyi sürdürecekseniz, şu kitabı (ve bittabi bağlı olduğu seriyi) okuyun/bekleyin"cilik" hakim.
bu seride de hep aynısı oldu. serinin her kitabı 300 sayfa civarı ve hep son 50 sayfada langır lungur bir şeyler oluyor. lakin seri leziz. hele hele anayurt, içinde bulunduğumuz fantastik evrenin bir bölümündeki toplumu öyle bir anlatıyor ki, sayfaları gümbür gümbür çeviriyorsunuz. şahsen ben öyle yaptım.
---spoiler---
"bundan daha büyük bir acı yoktur; ne kenarı çentikli hançerin yarası, ne de ejderin alevden soluğu. hiçbir şey, değerini gerçekten anlamadan yitirdiğimiz bir şeyin, bir kimsenin boşluğu kadar yanamaz yüreğinizde. şimdi kupamı sık sık gereksiz sözlerle, işitemeyecek kulaklara bir özürle kaldırıyorum:
zak'a, bana cesaret aşılayana"
drizzt do'urden
---spoiler---