Serçeyi Öldürmek II
“Efsun ben sensedim. Sensedim Efsun. Saklayamıyorum.”
Serçeyi Öldürmek için ne desem az kalacakmış gibi hissediyorum. Fetih ve Efsun’u okumayı o kadar çok seviyorum ki Bu ikilinin birbirlerine olan zıtlıkları ama isteyince de bir o kadar uyumlu halleri bana oldukça keyif veriyor. Tabii kalbi kırılmış bir Efsun’u okumak kitabın başından itibaren Fetih kadar beni de üzüyor ve Fetih Karadere’nin Efsun için yapamayacağı hiçbir şey olmadığını bu kitapta çok net bir şekilde görebiliyoruz. Ah Efsun yaşadıkların, yapılan kötülükler ve verdiğin savaş o kadar kıymetliydi ki senin için kalbimin kırılmaması imkansızdı Fetih’in Efsun için ilmek ilmek bin kez düşünerek attığı adımlar, onun için inşa ettiği duraklar, Efsun’un duvarlarını yıkmak yerine boyamak isteyişi ve pencerelerine ekmek istedikleri çiçekler ile böylesine nahif bir ruh olduğunu gösteriyor. Fetih Karadere gerçekten oldukça tahmin edilemez bir karakter olduğunu bize her defasında göstermekten çekinmiyor. Efsun’a karşı düşünceli, kırmaktan korkan ve sevgi dolu bir Fetih okurken herhangi bir olayda fevriliği, küfürleri ve korumacı tavırları ile karşımıza iki farklı Fetih olarak çıkmayı başarıyor. Ben ikisine dek bayılıyorum orası ayrı benim için oldukça kendine has karakterlerden birisi Efsun’un koca evde verdiği savaşta Zühre, Zahide ve Şüride’nin yüzsüzlükleri beni benden aldı özellikle Şüride’ye haddini bildirdiği her an’a bayıldım! Fetih ve Efsun’un Zeliha’ya olan şefkatli yaklaşımlarına ve Sultan banaanne’in muazzam bir karakter oluşu gerçekten çok güzeldi. Bütün bir kitap boyunca Efsun gibi ‘Fetiiiih’ diye dolanmış olabilirim bu ikilinin sevgi dolu halleri bambaşka bir bağımlılıkKitabın sonu o kadar üzücüydü ki.. tetiklenen tramvalar, yapılan acımasızlık ve bu saf kötülük çok kalbimi kırdı.. Bazı insanların bu kötülükle, olmayan vicdanlarıyla ve kapkara kalpleri ile gerçekten yatacak yeri yok.. Üçüncü kitap bir istek değil ihtiyaç gerçekten anlamda