Unut Kuşu
"Aklına gelir miydi, hiç aklına gelmeyeceğim?"
Alois Alzheimer
Unut Kuşu'nun hikayesini hiç duymuş muydunuz? Ben duymamıştım... Ta ki kitabı okuyana kadar. Her efsanenin bir gerçeklik payı düşünenlerdenim ben. Belki de efsaneleri çok sevdiğimdendir.
Normalde kitaptan bahseder ondan sonra yorum yaparım biliyorsunuz. Ama şimdi önce yorumumu yapmak istiyorum. Kalemini çok sevdiğim ve kitaplarını okumaktan çok büyük bir zevk aldığım ve verdiği mesajlara da hayran olduğum sevgili @dokmenhatice bu kitabında Alzheimer'ın etkilediği hayatları ele almış. Kitabın başında alzheimer ile ilgili istatistiki bilgiler yer alıyor. Birçok kişi belki de çok yakınlarımız bu hastalıkla mücadele ediyor. Yaşayan ve ona bakan için ne kadar zor olduğunu tahmin edebiliyorum. Ama unutmamak lazım ki Unut Kuşu gelmeden önce haber vermiyor. Öyle ansızın geliyor çat diye. Bir gün bizim de başımıza gelebileceğini düşünüp ona göre davranalım karşımızdakine olur mu?
Kitabın konusuna geliyorum o halde. Kentsel dönüşüme giren çok büyük bir site. Ve bu sitede yaşayan Unut Kuşu ile tanışmış hayatlar. Kimisi uzun zaman önce kimisi yeni. Bir şekilde girmiş hayatlarına. Her birinin unutmak isterken hatırladığı, hatırlamak isterken unuttuğu anıları var. Ve maalesef ki hatırladıkları hep onları üzen, geçmişte yaşadıkları olaylar.
Her bir hikaye beni ayrı ayrı çok etkiledi. Ben bu kitabı size anlata anlata bitiremem aslında. En iyisi mi siz kendiniz okuyun. O zaman ne demek istediğimi çok iyi anlarsınız.
Gece nerede bitiyor, gün nerede başlıyor? Ben nerede başlıyorum, sen nerede bitiyorsun, anılarım nerede, sen neredesin, ben ben miyim, sen sen misin?... Bilmiyorum...
Uyumak unutmaktı. Uyumak dünyayla ilişkiyi kesmekti. Uyumak uyanıkken bulamadığı huzurdu. Uyumalıydı...
İnsan saramadığı yarayı saklarmış, bazen bir gülüşün içine, bazen derin bir sessizliğe.