Merhaba kitap dostlarıım bugün sizlere kalemiyle yeni tanıştığım yazarımızın, bir solukta okuduğum bu kitabıyla geldim.
Kitap yorumuma geçmeden belirtmek istediğim ve bence çok kıymetli olan bir şeyi sizlere de söylemek istiyorum. Yazarımız kitabının gelirini "Hatay depremzedelerine" bağışlıyor ve bunu kitabının ilk sayfalarında bir cümle ile dile getiriyor. Kendisini bu güzel düşüncesi ve böylesine duyarlı olmasından dolayı canı gönülden kutluyorum, bizlere de örnek olmasını diliyorum.
Kitabımıza gelecek olursak öncelikle belirtmeliyim ki kitabın dilini, anlatım tarzını çok sevdim. Okuru yormayan, her cümlesiyle anlaşılır ve tüm duyguları hissettiren bir şekilde ustaca işlenmiş.
Ana karakterimiz Selim; çocukluğu babasının dayatmaları ve zorlamalarıyla geçmiş aile içi sevgi ve saygının olmadığı bir ortamda içinde günden güne büyüyen nefret ve öfke duygularıyla yetişmiş bir adam. Babası dini bir tarikata mensup ve dinen yerine getirilmesi gereken her şeyi zorla hatta şiddetle ailesine yaptırmaya çalışan birisi.
Tüm bunlar yaşanırken Selim'in aklından geçen tek cümle "ben babam gibi olmayacağım" ama bence yaş aldıkça babasını aratmayacak kadar kötü bir karaktere dönüşüyor.
Babası her ne kadar istemese de Selim İstanbul 'da üniversite kazanıyor ve tek başına babası İstanbul 'a göndermek istemiyor çareyi de daha reşit bile olmamış Perihan'la evlendirip ikisini birlikte İstanbul 'a göndermekte buluyor.
Selim ve Perihan İstanbul 'a gittiklerinde birkaç ay geçinebilecek kadar paraları var ve zorluklarla bir şekilde hayat kuruyorlar. Yıllar içerisinde iki tane çocukları oluyor ve zamanla Selim Perihan'ı sadece çocuklarının annesi ve evin düzenini sağlayan herhangi biri gibi görüyor.
Perihan ise bulunduğu her yeri ve konumu benimsiyor; ailesine, evine, çocuklarına çok güzel bakıyor. Yıllar içerisinde Selim'in araç galerisi açmasıyla birlikte düzelen ve hatta olduça artan gelirlerine rağmen kendi duruşunu asla bozmuyor ancak Selim için aynılarını söyleyemeyeceğim.
Selim'in gözü sürekli dışarda, sürekli yasak aşk peşinde koşan bir adama dönüşüyor. Perihan her şeyin farkında elbette ancak sesini çıkarmıyor hatta görmezden geliyor.
Bir gün kendisinden oldukça küçük yaşta bir kadın babasıyla birlikte araç almak için Selim'in galerisine geliyor ve Selim; saplantılı, sonu hiçte iyi bitmeyecek yeni bir yasak aşkın içinde buluyor kendini.
Gizem ile başlayan bu yasak aşkın sonu Selim'in de sonunu getirecek diyebilirim.
Okurken ana karaktere sinir olmayı göze alıp mutlaka bu kitabı okuyun derim.