Tamamen spoiler içerir!
1/10
·544 syf.··
2024 30. kitabı
Yozlaşmış Harabeleri tamamen yüksek puanına ve yorumlara bakarak aldım. Fantastiğe sardığım bu dönemde Türk yazarlar da raflarımda yer alsın istedim. Öncelikle kitabın konusu gayet ilgi çekici gözüküyordu. Kitabın ilk sayfalarını da aslında keyif alarak okumaya başladığımı söyleyebilirim. Ama sonrasında gerçek anlamda benim için bir işkenceye dönüştü. Öncelikle Rena karakteri bana fazla yüzeysel geldi. Kızımızın etraftaki hal ve tavırları çok irrite edici ve asla zekice diyalogları yok. Ne yaptığı belirsiz ama sanki harika biriymiş gibi lanse ediliyo. En yakın arkadaşının adı da yanlış değilsem Erin gibi bir şeydi ve ben çok uzun süre kız mı erkek mi olduğunu yemin ederim anlamadım. Ki bu benden kaynaklı olabilir, sürekli bir kafa karışıklığına yol açtı. Aralarındaki dostluk hadi en başta iyiyken diğer diyara gittiğinde arkadaşının ne yaptığını çok da umursamaması beni rahatsız etti. Kızın belli bir kısmında karakterin nerede olduğu belli değil ve adı bile geçmiyor. Hani yaralanıyor ve o sırada arkadaşının yanında olması gereken Rena hâlâ aşk peşinde, prensesçilik oynamakla meşgul. Bu beni acayip rahatsız etti. Aralarındaki ilişkiyi çok yapay buldum. Madem bi halta yaramayacaktı o zaman karakter onunla hiç gelmeseydi. Baş erkek karakterimizle aralarında asla bir uyum bulamadım hatta okurken çok sıkıldığımı söylemeliyim. Rena sürekli ve sürekli onu düşünüp duruyor, her şeyi ondan bekliyor falan başka biriyle daha önce ilişkisi olduğunu öğreniyor hâlâ umrunda değil. Adam ise ciddi manada hiçbir şey yapmıyor yani aralarında elektrik bile yok. Sürekli o şatodan bu şatoya gezip görüşüyolar ve adam akıllı hiçbir şey yaşanmıyor bağ kuracakları bi olay göremiyorum. Çok yetersiz geldi bana. Ayrıca sürekli evren onu istiyordu, işte yok ama kimse ona bir şey diyemiyordu gibi cümlelerin aşırı tekrara düştüğünü ve okuyucu boğduğuna inanıyorum. Dili yüzünden çok sıkıldım ve kendimi fantastik bir kitap okuyorumdan ziyade gelip biri beni darlıyormuş gibi hissettim. Bu kızımız sürekli saraydan kaçıyor, kafasına göre oraya buraya gidiyor ve bir Allahın kulu bunu yakalamıyor. Nasıl olabilir? Saraydan bahsediyoruz hani ve hiç bilmediği bir yerde şansa biri bile mi görmez. Bunların kalesine elini kolunu sallayan girsin madem. Ayrıca Renanın o minik hizmetçisine karşı tutumu beni delirtti. Konuşmaları çok rahatsız ediciydi. Ona yardımcı olmayan kişiyi aşağılayıp duruyordu ve durduk yere gıcık oldu yani. Birbirleriyle didişmeleri baya anlamsızdı, acayip çocukcaydı. Hadi didişmelerini geçtim bu kadar kraliçesine bağlı bir varlığın gidip sözde kraliçesine hiçbir şey anlatmaması bir de üstüne Renanın tamamen boş tehditlerinden korkması çok mantıksızdı gerçekten. Dışarıya kaçtığını, o adamla buluştuğunu gördüğü halde hiçbir şey söylemedi sanki kırk yıllık dostlar. Onu da geçtim liseye yeni bir kız geçer hani o saf sarışın okulun bad boyuna aşık olacak kızın yanında ona her şeyi bilen ,anlatan dedikoducu bir kız arkadaş koyarlar ya o rolü görüyordu resmen. Bana sürekli başka kitapları anımsattı, her şeyden biraz biraz alınmış geldi. Karma karma olaylar vardı içinde. Sadece ayna mevzuları bir tık hoşuma gitti, beğendim. Genel olarak kitapta ters köşe de yaşamadım, bence iyi yazılamamıştı. Karakterlerin hepsinin ayrı bi itici yönü vardı diye düşünüyorum. Karakterleri sevemedim,evrene giremedim, güç olaylarını hiç sevmedim. Kitabın son yarısnı yemin ederim atlayarak okudum ve bitirdim.O kadar bıktırdı beni. Seveceğimi düşündüğüm ama beni ağır sıkan bu kitap için sert yorumlarım olduysa kusura bakmayın ama gerçekten puan vereceğim bir şey bulamadım. Yazara başarılarının devamını dilerim ama bu kitabının hiç geçmediğini söylemeden edemeyeceğim.
1000Kitap
Yozlaşmış HarabelerEmre Gül · Ren Kitap · 2023552 okunma
··
263 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.