Devrimin sonundan gelen sefalet yıllarını muhteşem anlatan bir dönüş kitabı olmuş. İyi ki varsın Pierce Brown Gelelim yorumuma, öncelikle her karakteri sırayla tokatlamayı çok isterdim. Başta Darrow ve Lysander isimli hergeleyi. Yine de Darrow’un karakterine çok sadık ve tutarlı olduğunu düşünüyorum. O bir silah olarak yapıldı ve hala bir silah olduğu için onu suçlayan Dansçı ve cumhuriyeti ise ikiyüzlü buluyorum. Azıcık güç ellerine geçtiğinde Darrow’a tü kaka demek kolay ama adamın tek motivasyonu başından beri zincirleri kırmak. Özgür kalanları iyi etme işini de bir zahmet siz yapın, her şeyi bu adamdan bekleyip sonra da mızmızlanamazsınız. Onun dışında yeni karakterleri Lysander dışında sevdim diyebilirim. Cumhuriyet iyi bir durumda olmasa bile Lysander’in düzenin bozuk doğasını adirenkleri özgür bıraktığı yıllarda öğrenmiş olması gerekirdi. Ama karakter gelişimi Çeper’e gelir gelmez özüne döndü. Toplum bozuktu, cumhuriyet de şu an sıkıntıda, bir çözüm bulmak yerine sürekli savaşarak her şeyi daha da mahvetmeleri öyle gerçekçi ki ara ara durup kitabı yumrukladım. Yine de hepsi yaralı ve çoğu kendince haklı. O yüzden çok sövmeden bu incelemeyi bitireceğim. Tek bir bakış açısıyla okurken kahramanlığa ve özgürlüğe inanmak ne kolaymış değil mi? Çoklu bakış açısına geçince ödenen bedeller ortaya döküldü ve gerçekliği çok sert vurdu. Umarım Darrow aklını biraz başına toplar ve gidip Mars’ı ayağa kaldırmaya çalışır. Bu şekilde denetimsiz olan öfkeli renkler kırdığı zincirlerden bile daha tehlikeli görünüyor. Demir Altın