sessizce “dünyayı kurtarmak isteyen sendin” dedi, “ben sadece seni kurtarmak istedim.”
sizlere kayıp kalplerin savaşı serisinin ikinci kitabıyla geldiiim, öncelikle sizlere serinin genel konusundan bahsetmek istiyorum.
baş karakterimiz tisaanah çocukken kaçırılıp köle yapılıyor ve kendisi gibi daha birçok insanında köle olarak kullanıldığı, taciz edildiği o dünyadan bir şekilde Ara’ya kaçıyor, orada birliklere sığınıyor. tek amacı ise birliklerden eğitimini tamamlayıp geride bıraktığı arkadaşlarını kölelik sisteminden kurtarmaktır. birlikte ona eğitim veren Maxantarius Farlione, başlarda bu eğitime gönülsüz olsa da zamanla tisaanah’a karşı koyamaz ve onu bu yolda yalnız bırakmaz. burada slow burn bir aşk da okuyoruuuz
Tisaanah’ın ilk kitapta tek istediği kendisi ve köleler için özgürlüktü ve bunu #hiçbirdünyanınkızı kitabında başarıyor ama bunu yapabilmek için kendi özgürlüğünü onlar için feda etmek zorunda kaldı. artık birliğe bağlı olduğu için Zeryth adına savaşmak zorunda kalıyor. birliklerle her ne kadar artık bir ilişki içinde olmak istemese de max de tisaanah için bu savaşlara dahil oluyor, biricik sevgilisini yalnız bırakmıyoor
bu kitap üç farklı bakış açısıyla anlatılıyor; tisaanah, max ve aefe.
aefe, evindeki tahttan aforoz edilen bir fey savaşçısı. aefe’nin hikayesini okurken başlarda bu nasıl bağlanacak acaba diye düşünüyordum ama hikayeye o kadar güzel bağlandı ki o detayları da çok sevdim.
kitapta o kadar çok sevdiğim detaylar vardı ki; tisaanah’ın güçlenerek gelişmesi, max’in tisaanah’a olan sevgisiii kalp kalp kalp yanii, mesela tisaanah’ın anadilini bilmemesine rağmen öğrenmeye çalışması ve bunu sırf o kendini evinde hissetsin vatanında hissetsin diye konuşmaya çalışması çok tatlıydı. yani bir erkek karakterin hiç mi falsosu olmaaz yok yanii yook. tisaanah’ın hayatını kurtarmak için gözünü bile kırpmadan kendi canından vazgeçtii ve daha neler neleeer. okumayı en sevdiğim karakterlerden birisi gerçekten maxantarius farlione
serinin devamını merakla bekliyorum ve okumayı çoook sevdiğim bir yazar buldum bunun için de çok mutluyum