Çok garip bir kitaptı. Kitaba ilk başladığımda ne oluyor yahu şuan diye düşündüm. Bölümler ilerledikçe ve karakterler olayların derinliklerine indikçe her şey rayına oturmaya başlıyor. Ya da biz öyle sanıyoruz? En başta kim olduğunu bilmediğimiz ve yardımsever olduğuna inandırıldığımız o adam ve acıdığımız, yardıma muhtaç gördüğümüz bir kadın. Hayır, aslında hiç bir şey ve hiç kimse göründüğünden ibaret değildir. Kitabın her satırında bu sözü derinlerimde hissettim. Bölümler aktıkça kafanızda birden fazla şüpheli, suçlu oluşmaya başlıyor. Bolca ters köşenin bulunduğu bir kitap. Bir sonraki satırı okuyana kadar kafanız bolca karışıyor. Açıkcası sonunu görene kadar aklımın ucundan bile geçmemişti. Bazen detayları kaçırıyoruz. Kitabın alttan alta başka bir kitabı ele almasını da sevdim açıkcası. Ve bolca üzüldüm. Kadın karakterimiz olan Alicia’nın hayatının her detayında içim biraz daha burkuldu ve ona sarılmak istedim. Bu kadar acımasız bir hayat yaşadığı için üzüldüm. Bazen gözümüzün önünü dahi göremiyoruz değil mi? Kitabı okurken bolca backstabber, herkes öldürür sevdiğini şarkılarını dinledim :) Sessiz Hasta