Hanya Yanagihara’nın kaleminden çıkan Değersiz Bir Hayat, derin bir duygusal yoğunluk, karanlık temalar ve insan ruhunun kırılganlığını ele alan çarpıcı bir eser. #değersizbirhayat Beğeneni kadar eleştirenleri de olan bu kitabı ben hem etkileyici hem de yorucu buldum.
Kitap, üniversite yıllarında oda arkadaşı olan dört arkadaşın hayatlarını ve özellikle ana karakterimiz Jude’un karanlık geçmişiyle başa çıkma çabasını anlatıyor. Jude’un daha çocukken maruz kaldığı korkunç istismarlar, hayatını geri dönülmez bir şekilde şekillendiriyor. Kilisede geçen zorlu yılları, ardından yaşadığı duygusal ve fiziksel travmalar, onun kendine zarar verme alışkanlıkları ve hayatta bir türlü mutluluğu yakalayamama mücadelesi kitap boyunca okurun yakasını bırakmıyor.
Roman, yalnızca Jude’un değil, diğer karakterlerin de geçmişlerinden gelen acıları, kırılganlıkları ve hayatta tutunma çabalarını çok etkileyici bir dille ele alıyor. Ancak bazı olaylar ve Jude’un sonrasında başarılı bir avukat olması gibi detaylar, anlatının inandırıcılığını sorgulamama sebep oldu. Yanagihara, çocuk istismarının bir bireyin hayatında nasıl derin yaralar açtığını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Ne yazık ki, bu kadar ağır bir konunun anlatıldığı bir romanı okumak hem zihinsel hem de duygusal anlamda çok yorucuydu.
Yazarın, her karakterin hayatına, geçmişlerine ve acılarına dokunması; bu dokunuşların günümüz dünyasındaki gerçeklerle bağlantısını kurması ise kesinlikle takdir edilesi. Kurgu yer yer yoğun ve karamsar gelse de çocuk istismarı gibi ağır bir konuyu bu kadar çarpıcı bir şekilde ele alması büyük bir cesaret örneği.
Kitap, kolay bir okuma vaat etmiyor; ancak çocuk istismarı ve travmanın birey üzerindeki etkilerini anlamak adına okunmaya değer. Özellikle son yıllarda artan bu tür trajedilere