Selmûn aleykûm ve rahmetullâh.
Kitapta "Yahudilik'te, Hristiyanlık'ta, Cahiliyye'de Kadına Bakış Tarzı Nasıldı ve İslam Nasıl Konumlandırmış?" temasının kıyas yapıldığını görmekteyiz.
Sayfa 15-26: "Muharref Ehl-i Kitab Gözünde Kadın: Şeytanın Oyuncağı"
Talmud'a göre; bir erkek yahudi sabah kalktığında yaptığı il dua; "Tanrı'mın kendisini İsrailoğulları'na mensup kıldığı, kadın olarak yaratmadığı ve kendisini cahillerden/putperestlerden yapmadığı için Tanrı'ya şükretmelidir." (Menahot, 43b; A. Cohen, Le Talmud, trad. Jacques Marty, Paris, 1991, s. 211). (Talmut, Tevrat'ın açıklamasıdır)."
Sayfa 18: "Hazret-i Havva'dan itibaren güya bütün insanlığı asli günaha bulayan, kadındı! Öyle ki Katolik kiliselerinde yapılan evlenme törenlerinde okunan duada "Günahla düşmüşüm annemin karnına, günah işlemiş annem bana gebe kalırlen." ifadeleri hâlâ tekrarlanmaktadır. Kadına, evliliğe ve aileye bakış böyle olunca Hristiyanlık'ta 'aile' bir şuc müessesesi, 'evlilik' bir kusur gibi telakki edildi. Erkek ve kadının evlenmeyip manastıra kapanöası, rahip-rahibe olması övüldü. Bu da fıtrata aykırıydı. Evlilik adeta bir ruhsat olarak kabul edilse de zaruri hallerde boşanmaya açık kapı bırakılmadı. Bütün bu fıtrat aykırı anlayışlar; zinaya, ahlaksızlığa, eşcinselliğe ve fuhşa revaç verdi."
Küçük bir araştırma sonucu evliliğe karşı tabuların olunduğu hâlde en kötü boyuttaki ensest ilişkilerin rahip-rahibeler arasında kapalı alanlarda olduğuna dair araştırmalara erişilebilir. Allah'ın temiz kıldığı fıtrata zerre kadar bozukluk ve hastalık bulaştırmaya kalkınca herkes bunun ne kadar yanlış olduğu ile karşı karşıya kalıyor er veya geç..
Osmanlı'da 1400'ü aşkın vakıf, yardım kuruluşu, dernek, yardımcılarının ezilmemesi için, fakir olup evlenemeyen genç kızların masraf temini için vs. Osmanlı hanımlarının ince çalışmalarını görmekteyiz.
Ve diğer mesele kadınların günümüzde meta ve pazar unsuru hâline getirilmeye çalışmasıdır. Süs köpeği beslemek modern bir aktivite iken dünyaya masum bir bebek getirmek ve evlenmek iplerini bir bireyin eline bırakmak ve özgürlüğün kısıtlanması olarak lanse ediliyor. Fakat ait olduğu özel değerleri haz ve şehvet üzre birden fazla kişiye açması gayet olağan, doğal ve kişisel tercih olarak kabul görüyor. Sokakta otururken sokak ortasında haya etmeksizin yaşanan ayıpların kadın-erkek arasında ulu orta yapılmasından mütevelli rahatsızlık duyduğumuz dönemden geçmekteyiz. Ziyan edilen din ve ahlaktan ziyade, kişilik ve değerleri de görmekteyiz.
Sayfa 58: "Sahip olunan şeylerin en kıymetlisi; zikreden bir dil, şükreden bir kalp, kocasının imanına yardımcı olan saliha bir eştir.." (Tirmizî, Tefsir, 9/9)
Kitapta bu hususta kadının erkeğin zihin dünyasına da etkide bulunduğuna vurgu yapıyor. Bunu bir rivayetle açıklayarak bir hanımefendinin beyine ne olursa olsun eve haram getirmemesi gerektiğini sürekli telkin edip para uğruna ona baskıda bulunursa haram yolla eve rızık getirmesi tehlikesine karşı ona destek olmasına, kolaylaştırıp ona harama itmemeye, birbirine namazlarına kaldırmak ve teşvik ile de yardımcı olması gerekliliği de hadisle destekleniyor. Onlara şiddet ve gönül kırıcı söz söyleyerek soğutmamalı ve birbirine buğz etmeyerek bir özelliğini sevmeyince diğer güzel özelliğine odaklanarak ona olan muhabbetin devamlılığının önemine hadis ile vurgu yapılmış.
Selametle..