·528 syf.··Beğendi
···Okunma: 02 Ocak 2025 22:49 Herkese merhaba,
yılın ilk kitap yorumlaması Kargalar Meclisi'ne ait.
Ben kitabı ilk önce Grishavers serisi ile karşılaştırmak istiyorum. Yazım dili gerçekten çok akıcıydı, karakterlerin zekası beni çok şaşırttı ve hepsi birbirinden güçlü karakterlerdi. Diğer seriye göre yazarın yazım dilinde bayağı bir gelişme vardı. Durağan ilerleyen yerler, neredeyse hiç yoktu. Grishavers serisinde ise açıkçası karakterler- ana karakterler- çok sinir bozucu ve aptaldı.
Grishavers evreni gerçekten paha biçilemez bir evren, bunu bu kitapla daha da iyi anladım. Bir evren yaratmak gerçekten çok zor ve yazar, bu zor işi mükemmel bir şekilde yapmış. Ülkeler, diller, geleneksel kıyafetler, dış görünüşler, hükümet, siyaset, din; her şey çok iyi bir şekilde düşünülmüş ve mantık hatasına hiç yer verilmemiş. Grishavers evrenine aşığım.
Yazarın üslubu çok güçlüydü. Betimlemesi ve karakterlerin psikolojisini bize aktarış tarzı güzeldi. Betimlemeler öylesine boşuna değildi, hepsi gerekliydi. Kelime fazlalığı yapılan hiçbir yer yoktu. Karakterlerin içinde verdikleri savaşları okumak onları anlamada çok gerekliydi. Onları yanımızda gibi hissettirmişti. Yanımda, beraber ateşin başında sohbet ediyormuş havası vardı sürekli olarak.
Karakterlerin kişisel gelişimleri de harika bir biçimde işlenmişti. Özellikle Matthias için karakter gelişimi çok güzeldi. Kendi kendine sürekli çatışması, verdiği kararlar, bakışları, savaşması, geçmişini zor da olsa geride bırakmaya çalışması gerçekten onun için çok zordu ve onun kitabın başından beri davranışlarının yavaş yavaş değişmeye başlaması karakterin gerçek bir insan gibi olduğunun en büyük kanıtlarından biri. Wylan içinse karakterinin gelişimi apayrı bir güzeldi.
Bütün karakterin davranışları, geçmişlerine karşı verdikleri mücadele, korkularını tek bir kalemde silip mutlu olmaya çalışmamaları - çünkü korkular asla tek kalemle silinmez- , travmalarına gösterdikleri tepki, sevdiği veya sevmediği şeyler gerçekten çok mükemmel işlenmişti. Psikolojik açıdan bakıldığında çok önemli bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ne kadar Fıçı'nın en önemli kişisi de olsan korkularının seni ele vermesi kitabın gerçekçi yönlerinden biriydi.
Karakterin hepsinin renkli bir kişiliği vardı. Yani hepsi tek bir rengi seçip hep ona uygun davranmamıştı. Karakterlerin hepsinin zekâsı, davranışları, sevdiği veya sevmediği şeyler farklıydı. Güzel bir karakter yelpazesine sahipti. Ve karakterlerin hepsi birbirinden farklı yönde güçlüydü.
Ayrıca kitapta kimseye tam olarak güvenemiyordun, bu da ayrı bir güzel işlenmişti. Herkes tek bir anda senin düşmanın olup seni arkandan bıçaklayabilir ve sen daha ne olduğunu bile anlamayabilirsin. Hepsinin güven konusundaki titizliği çok değişik ve değerliydi bence.
Olayların ve aksiyonun ne kadar doyurucu olduğundan söz etmeme gerek yok sanırım. Tek bir gün için ne kadar çok olay oldu ve hepsinin ne kadar tehlikeli olduğunu tahmin edebilirsiniz sanırım.
Kitap çok zekice kurgulanmış ve bunu her yerinden anlayabilirsiniz. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Grishavers serisinden sonra okumanızı tavsiye ederim çünkü evreni anlama konusunda çok yardımcı olacaktır. Grishavers serisinden farklı bir zamanda, farklı karakterlerin ağzından kitabı okuyoruz bu arada.
SPOİLER İÇERİR!!!!!!!!!
Ben açıkçası kitabın hiç Wylan'ın bakış açısından yazılmadığını fark ettiğimde onun ihanet edeceğini düşünmüştüm. Babasının ona kötü davrandığı da aklıma gelmişti ama Wylan'ı yazma ve okuma konusunda iyi olmadığı için evlatlıktan reddettiğini hiç düşünmemiştim. Bu beni çok şaşırtmıştı. Babası tam bir pisliğin tekiydi.
Ayrıca sonda para alacakları kısımda, Kaz'ın bu kadar aptalca davranmış olmasınbiraz garip olduğunu düşünüyorum ama eğer ki hata yapmasaydı onu gerçek bir insan gibi düşünüp ona bağlanamazdım. Bu yüzden bu olaya iyi yönünden bakmaya çalışıyorum. Ancak biraz daha dikkatli ve tedbirli olmasını beklerdim ne yalan söyleyeyim.
Aşkın olayların önüne hiçbir şekilde geçmemesine bayıldım. Bir fantastik, polisiye ve gerilim kitabında aşkın olayların önüne geçtiğini fark ettiğim anda kitaptan soğumaya başlıyorum ancak bunda asla böyle olmadı. Aynı şekilde karakterlerin ilk önce kendini düşünmesini de sevdim. Mesela Inej, Kaz'a parayı aldıktan sonraki hayallerinden bahsediyor ve Kaz gitme, dediğinde gitmem deseydi gerçekten güzel olmazdı. İlk önce kendi hayallerini düşünmesi ve daha duygulardan tam emin olmadan ilişkileri olsaydı sağlıklı bir ilişki olmazdı. Aynı şekilde bu, Nina ve Matthias için de geçerli. Önceden yaşadıkları kısa zamanlı ilişki pek de sağlıklı değildi ancak üzerinden yıllar geçtikten ve bir süre birbirlerini yeniden tanımaya başladıktan sonraki ilişkileri çok güzeldi.