·384 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Ocak 2025 19:41 Ülkemizde bir dönem büyük bir sansasyona yol açan Sapkın Kral, konu itibariyle de epey sansasyoneldi kanımca. Kitabın giriş bölümündeki uyarıda da belirtildiği üzere, içerisinde, bu türü sevmeyenleri kesinlikle rahatsız edecek karanlık ve toksik ilişkiler ile zorbalıgın envai çeşidinin bulunduğu bir kitaptı. Bunları bilerek başladım ben de Sapkın Kral’a zaten. Ve bu türde okumayı seven biri olarak kısa sürede biten bir okuma oldu benim için.
Kitabın konusuna gelecek olursak:
Elsa, anne babasının kaybı dahil geçmişine dair hiçbir şey hatırlamamaktadır. Bu nedenle de, kendisini evlat edinen teyzesi Blair ve eniştesi Jonax’la birlikte yaşamaktadır. Küçüklüğünden beri kendisine ebeveynlik yapan teyzesi ve eniştesi, Elsa’yı el üstünde tutmaktadırlar. Sağlık durumunun hassasiyeti nedeniyle her şeyine müdahale eden teyzesi ve kendisini gerçek çocuğuymuş gibi sahiplenip kollayan eniştesi ile mutlu bir yaşamı vardır kısacası Elsa’nın. Ama, okulda işler evdeki kadar yolunda gitmemektedir kızımız için. Okulundakilerin, tavırları nedeniyle Frozen olarak seslendikleri Elsa, hedefindeki üniversiteye girebilmek için, elitlerin gittiği seçkin bir koleje devam etmektedir. Okula geldiği ilk gün, kolej sahibinin oğlu ve futbol takımının yıldızı Aiden King’in dikkatini çekme talihsizliğine uğramıştır kızımız. Ve anlayamadığı bir nedenle, Aiden tarafından hedef gösterildiği için de, iki yıl boyunca diğer öğrenciler tarafından sürekli dışlanıp sözlü tacize uğramıştır. Ama Elsa bu duruma yabancı değildir. Daha önceki okulunda da zorbalık gördüğü için, kendisine yapılanlara boyun eğmeyen tavrı ve her zaman dik duruşu ile prim vermemeyi başarmıştır okuldaki zorbalara, şimdiye dek. Üstelik, okuldaki en yakın arkadaşı Kimberley Reed’de, okul futbol takımının forvetlerinden Xander nedeniyle kendisiyle aynı akıbeti paylaşmaktadır. Zor da olsa birlikte geçirdikleri cehennem gibi iki yılın ardından son sınıfa geldiklerinde, olayların seyri değişmeye başlar. Çünkü, Elsa’yı herkese hedef gösteren ve iki yıl boyunca O’na yapılanları bir kenardan izleyen Aiden King, harekete geçmeye karar verir. İşte, Elsa için asıl kabus o andan itibaren başlar. Sözlü taciz yerini fiziksel tacize ve takipçi sapıklığa bırakır. Aiden’ın zorba tavırları ve tüm yaptıkları Elsa’yı korkutsa da, cesur tavrını hiç bozmaz, lafını da esirgemez her zamanki gibi. Fakat, Elsa’nın bu tavırları, Aiden’ın daha da cüretkarlaşmasına ve tacizlerini daha ileri götürmesine neden olur. Çünkü Aiden, Elsa’yı takıntı haline getirmiş, saplantılı ve çevresindeki hiç kimseyi umursamayan, toplumu ve diğer insanları takmayan biridir. Okulun sahibinin ailesinin olması ve herkesin ‘delidir ne yapsa yeridir’ diye düşündüğü biri olması da, bu pervasızlığını teşvik etmektedir. Her bulduğu fırsatta Elsa ile ilgilenen!! Aiden’ın yaptıkları, bir noktadan sonra, Elsa ile aralarındaki ilişkiyi tamamen değiştirir. Stockholm Sendromu mu, çaresizlik mi yoksa baştan beri Aiden’a karşı kendisinin bile farkında olmadığı hislerinin açığa çıkması mı desek bilemediğim (hepsinin birlikte etkisi belki de) bir nedenle, Elsa da Aiden’a karşılık verirken bulur kendini bir süre sonra. Aralarındaki çekişme devam etse de, fiziksel başlayan ilişkileri, toksik de olsa, duygusal olarak da ilerler. Elsa’nın her hamlesine daha şiddetli karşılıklar veren Aiden’in yaptıkları, geçmişi ile arasına bir perde çekmiş olan Elsa’nın uzun süredir görmediği kabuslarını tetikler bir şekilde. Elsa, hem Aiden’ın davranışlarının, hem de geçmişinin yarattığı kafa karışıklığı ile boğuşarak iki cephede birden savaşmaktadır artık. Ve kitabımız, ikilinin kaçıp kovalamacası, geçmişin gizemleri ve bölük pörçük anıların Elsa’da yarattığı kafa karışıklığı ile devam ederek sürpriz bir sonla biter.
Türünden ve konusundan da anlaşılacağı üzere, içerisinde +18 pek çok sahne olan kitabımızın, karakterleri ve kurgusuyla türünü n başarılı bir örneği olduğunu düşünüyorum. Yukarıda da belirttiğim gibi, yazar da baştan uyarıyor okuyucuyu zaten. Şahsen, kitabı severek okudum. Çünkü, dili çok akıcı ve konusu da ilginç noktalara evriliyor. Ben, kitapla ilgili sansasyonun diğer tarafındaki seriyi okuduğum ve konunun ilerisini de tahmin ettiğim halde, yazarın anlatımı epey hoşuma gitti ve serinin devamını da okuyacağım inşallah. Bu nedenle de, gizem ve karanlık romantizm içeren kitapları okumayı seven ya da bu türleri okumaya başlamak isteyen 18 yaş ve üstü okurlara bu kitaba şans verebilirler diyor, keyifli okumalar diliyorum herkese.
Kitaplarla kalın.
(alıntı)
“Sebebi karanlık, yağmur ya da ıssız sokaklar olabilirdi ama tenime bir dehşet ürpertisi yayıldı. Bu Aiden’in gerçek haliydi. Ruhsuz, duygusuz psikopat.”
“Aiden dengemi bozuyordu. Başından beri beni gerçekten görmemişti. Tırnaklarını daha derine geçirmiş, var olduğunu bile bilmediğim yanlarımı ortaya çıkarmıştı. Beni iliklerime kadar sarsarak sınırlarımla oynuyordu. Onun hastalığını arzuluyordum. Onun karanlığına, yoğunluğuna uyum sağlamaya başlıyordum.
Fakat ondan hoşlanıyor muydum?
Birinden hoşlanmak belli bir düzeyde güven gerektirirdi ve ben, Aiden’a güvenmediğimi rahatlıkla söyleyebilirdim.
Ya da onun yanında kendime güvenmediğimi söylemek daha doğru olurdu… “