·168 syf.····Okunma: 14 Ocak 2025 21:09 Hakan Akdoğan’ın 2024 yılında yayımlanan “Kenet” adlı romanı, kırklı yaşlarına adım atan Haşmet’in, sevgilisi Özgür ile birlikte miras kalan pansiyonu devralmak üzere çocukluğunun geçtiği kasabaya dönüşünü konu alır. Bu dönüş, sadece bir mülk devri değil, aynı zamanda geçmişin yeniden yüzeye çıkışıdır. Haşmet, gassal olan dayısı Bahattin’in ölüleri yıkarken ailelerden aldığı notlarla oluşturduğu tuhaf dünyası aracılığıyla, kendi kayıpları, maruz kaldığı zorbalıklar ve unutamadığı aşkıyla yüzleşir.
Roman, intihar, cinayet ve vicdan azabı temaları etrafında dönerken, geçmişin yankıları günümüzdeki derin yaraları açığa çıkarır. “Kenet”, yaşamın ve ölümün iç içe geçtiği bir yolculuğa davet ederek, okuyucuyu kayıpların gölgesinde sorgulayıcı bir deneyime sürükler. 
BirGün Kitap’ta yayımlanan bir incelemede, yazar Hakan Akdoğan, “İnsan dile doğar. Dille topluma karışmaya çalışır… Zihnimize dille kenetlenen bir parazit.” ifadeleriyle, dilin ve toplumun birey üzerindeki etkilerini vurgular. Bu bağlamda, romanın başlığı olan “Kenet”, bireyin zihnine dille kenetlenen toplumsal kodları ve zorbalığı simgeler. 
Roman, ana karakter Haşmet’in geçmişiyle yüzleşmesi ve bugünü değerlendirmesi üzerinden, geçmişin ve anın birbirini nasıl etkilediğini gösterir. Aynı zamanda, sıradanlaşan bir aşkın hikâyesi, bir gassalın ölüleri yıkarken onları roman kahramanlarıyla eşleştirmesinin tuhaflığı ve karakterlerin sürekli gördüğü bir karaltının tedirginliği gibi unsurlarla zenginleştirilmiştir. “Kenet”, üstkurmaca olarak da değerlendirilebilir; başka metinlerle kurulan bağlar ve karakterlerin farklı romanların kahramanlarıyla olan ilişkileri, eserin derinliğini artırır. 
Sonuç olarak, “Kenet”, bireyin geçmişiyle yüzleşmesi, zorbalık ve vicdan azabı temaları etrafında örülmüş, yaşam ve ölümün iç içe geçtiği derinlikli bir roman olarak değerlendirilebilir.