Modern dönemle birlikte Müslümanlar ve İslam ülkeleri, çağdaş gelişmeleri, sorunları ve anlayışları ele alma ve incelemede genel olarak İslam’ın temel ilkelerine uygun değer/ilke temelli bir bakış açısı ortaya koyamadılar. Bunda fıkhın gelişen ve değişen şartlara göre değerlendirme kapasitesinin göz ardı edilerek klasik yöntemle konulara yaklaşılması de etkili olmuştur. Yazar değişen ve gelişen şartlar çerçevesinde İslam’ın konuya yaklaşımının geleneksel bakış açısından farklı olması gerektiğini ortaya koymuş ve bunun nasıl olması gerektiğine dair kıymetli bir müzakereyi açmıştır. Klasik dönem eserlerin tercüme edilmesi veya aktarılması, sorunların çözümüne katkı sağlamadığı gibi bu tür eserlerin yorumlanmadan tercümelerinin yayınlanmasının farklı sorunlara sebebiyet verdiği isabetli bir şekilde ortaya konulmuştur. Eserde İslam’ı, Kur’an’ı ve Sünneti nasıl anlamamız gerektiği yönünde son derece ehemmiyetli fikir jimnastiği yapılmıştır. Hakkını vermek gerekirse bir din adamı olarak bu konuda yazarın; son derece meselelere eleştirel baktığını ve günün meselelerine İslam’ın bakış açısının nasıl olması veya olmaması gerektiği konusunda önemli değerlendirmelerde bulunduğunu belirtmek gerekir.