Heyecan Aşısı, Duru'nun öğretmeni Fatma hocanın öğrencilere verdiği aslında yeni nesil diyebileceğimiz bir ödevle başlıyor. Sınıfta 3 dakikalık konuşmalarla öğrencilerin topluluk önünde konuşma ya da daha doğru bir ifade ile konuşamama sorunlarına küçük yaşlarda çözüm üretmeyi hedefliyor. Duru'nun bu süreçle nasıl başa çıkacağını okurlar olarak kitap boyunca takip ediyoruz. kitap genel olarak heyecan ve tedirginlik duygularıyla nasıl hareket edilmesi gerektiğini dedesi yardımıyla tecrübe ederek, yazarın bizlere aldığımız eğitimlerinde hep söylediği gibi BİLİNÇLİ REZİL OLMA SANATINI öğrenerek, kazandırılmaya çalışılıyor. Bu kısımda ailenin ve büyük ebeveynlerimizle çocuğun kuracağı iletişimin ne kadar önemli olduğunu da vurgulamış oluyor. Büyüklerimizin sevgisi ve tecrübesi sayesinde henüz çok küçükken bile birçok kazanım elde etmiş oluyoruz. Yolu bizden biraz daha önce yürüyen ve tecrübe kazanan sevdiklerimizin bize rehberlik etmesi kadar doğal, kıymetli çok az şeye sahibiz. Günlük hayatta çok fazla detayı atlayarak, önemsemeyerek yaşamaya alışmış durumdayız. Aslında ufak gibi görünen selamlaşmalar büyük değişimlere sebep olacak. Gittikçe bireyselleşen toplumda tanımadığımız birine gülümsemek garipsenir hale geldi. Ancak dikkatli olmakta yarar olduğunu da unutmamak gerekiyor zaten kitaptaki önemli detaylardan bir tanesi de budur. Duru'nun ilk görevinde selam verdiği ya da konuştuğu herkes güvenli bir alanda ve onu tanıyan kişileri kapsayacak şekilde ele alınmış. Örnek verecek olursak okulun güvenlik görevlisi olan Efe abi Duru'yu ve okuldaki öğrencileri korumakla görevli olan kişi. Efe abisi Duru'yu tabiki tanıyor çünkü görevi bu ama Duru o güne kadar onu ve arkadaşlarını koruyan abisinin adını hiç merak etmemiş, gözlerinin içine bakıp selam vermemiş. Bunu dedesinin verdiği görevle öğrenmiş oldu. Akrabalarımızı kaçımız her cuma ya da belirlediğimiz bir günde arıyoruz? Cevap muhtemelen çok azımız bunu başarıyor olacaktır. Duru babasının süt annesini arayarak aslında akrabanın halini hatırını sormanın onları ne kadar mutlu ettiğini tecrübe ederek öğrenmiş oldu. Umarım bizlerde en azından bundan sonrası için daha dikkatli olmayı başarabiliriz. Gelelim benim en sevdiğim göreve peluş oyuncaklarına şiir okuduğu kısım bana kendi çocukluk dönemimi hatırlattı. Bilinçli olarak değil ancak o yaşlarda oyuncaklarıma bütün ödevlerimi anlatırdım hatta anlattığım derslerin çoğunu ilerleyen yıllarda daha da çok sevdim. Sahne Duru'nun olduğunda ise heyecan aşısının ne kadar işe yaradığını okumuş olduk. Kitap sadece çocuklara değil yetişkinlere de ışık olabilecek bir niteliğe sahip ya da ben çocuk kitaplarını çok sevdiğim için öyle geliyor olabilir.
Kitabın sonunda yer alan oyun önerilerini öğretmenler hatta bizler bile kulüp etkinliği ya da arkadaşlarımızda sohbet ederken gerçekleştirebiliriz. :)