Hakan Günday'ın en sevdiğim kitabının hep kinyas ve kayra kalıcağını düşünürdüm, ta ki AZ'ı okuyana kadar. 2 farklı kişinin 2 farklı çok zor hayatlarının hiç beklemediğiniz bir andaki kesişimini gözlerimde yaşlarla okudum, ve son sayfada kendimi tutmaya bile çalışmadım. Kendini öyle bir okutuyor ki, ben çok yavaş okuyan biri olmama rağmen AZ'ı o kadar hızlı okudum ki. Bırakamadım bile. Aklımın çok dağınık çok kötü olduğum bu dönemde aklımı dağıtan ve beni içine çeken o kitap oldu. Es geçmeyin derim. İlk sayfasından kendine öyle bir bağlıyorki. Bu adamın hiç bir kitabı henüz pişman etmedi ve etmiceğini de biliyorum. He bu arada Oğuz Atayın anısına....