Evet... Nereden başlayacağımı pek bilmiyorum. Puanımdan da anlaşılacağı gibi çok keyifli bir okuma olmadı açıkçası... Bunun elbette bir çok sebebi var. Ama bunların sanırım en önemlisi kitabın inanılmaz acemice yazılmış bir kitap olması... İlk okumaya başladığımız andan itibaren bir an olsun kitap okuyor gibi bile hissetmedim. Diyaloglar zorlama, doğallık dışında, çoğu zaman ise birbirinin tekrarı şeklindeydi. Diyaloglar haricinde ise kitabın diğer kısımları, yani betimleme yoğunluklu kısımlarda bir eksiklik vardı. Bunun ne olduğunu tam olarak söyleyemem. Fakat bence hiçbir kitapta her sahnede karakterlerin ne giyindiğini bilmek zorunda değiliz... Onca kaosun ortasında ana karakter kıyafetten bahsetmeye devam ettikçe bana fenalıklar geldi. Ayrıyeten mekan tasvirlerini tek bir paragrafta okura yüklemek yerine sahnenin ilerleyişine göre "şurada .... Vardı" "duvarda.... Göze çarpıyordu." Şeklinde açıklamak bence kesinlikle daha fazla akıcılık sağlıyor.
Yazım dilinin haricinde...
Böyle güzel bir konuya sahip olmak ama olay örgüsü ile her şeyi mahvetmek...
Daha kitabın başlarından itibaren Tolga'nın dört karakterimizi aynı asansöre koyması ile "bunu neden yaptı ki?" Demeye başlıyoruz. Çünkü hepsini bahsi geçen asansöre kitaptaki aynı bahaneler ile ama bu sefer farklı zamanlarda teker teker çağırıp onlara bilgi vermeden onları geri evrenlerine gönderebileceğini fark ettiğinizde mantık hataları başlıyor. Yani koca şirkette bunu sadece ben mi düşündüm gerçekten diye sormaktan alamıyorum kendimi. Onun haricinde ana karakterlerimizin kaçışları... Çağatay açık bir şekilde telefon kullanıyor ama teşkilatın, şirketin, polisin onları bulması uzun sürüyor? Yani gerçekten mi? Kitabın sonunda ise oluşacak son mantık hatasını (annenin diğer evrende kalması mevzusu) yazar muhtemelen son saniye fark etmiş olacak ki kitabın bitmesine beş sayfa kala gerçekten kötü bir açıklama ile bu hatayı düzeltmeye çalışıyor. Bu şekilde göze batan o kadar o kadarrr çok ayrıntı var ki... Kitabın tek iyi yanı kısa olması ve yarım bırakmak zorunda kalmamamdı.
Bu arada değinmeden geçemeyeceğim... Geçmiş sahneleri ne kadar gereksizdi öyle... Sadece evren değiştiği o bir kaç haftayı okusak yeterdi bize. Ne Selen'in ne Batuhan'ın olay örgüsüne en ufak bir yararı yoktu. Sadece gereksiz dramaydı gerçekten. Ayrıca ana karakterimizin Öyle ve Kardelen ile ne kadar iyi arkadaş olduğunu da son bölümlerde öğreniyoruz çünkü öyle dişe dokunur bir sahneleri bile yazılmamıştı. Hani ne zaman samimi oldun o kadar sevdin de biz görmedik?
Bir de Çağatay ile Ece'nin konuşmaları sadece ama sadece aralarındaki şeye odaklanıp duruyordu. O kadar diyalog yazılamamışki koskoca konser sahnesinde tek diyalog Selen ile Ece arasında oluşan gerginlik ile ortaya çıkıyor.
Açıkçası bunu yazarın ilk kitabı sanmıştım fakat üçüncü kitabıymış... Hal böyle olunca da basılı olan bu eserinde azıcık olsun keyif vereceğini sanmıştım.
Tek aldığım kötü yazılmış, mantık hataları ile dolu derinlikten dolu karakterlere sahip bir kitaptı.
Son olarak da karakterlerden bahsedip bitireceğim... Ece karakteri, başka bir evrenden geldiğini ve bu yüzden hem bu evreni hem kendi evrenini ayrıyeten kişisel olarak kendine zarar verebileceğini öğrenince kaçıyor :D
Ya kardeşim bi dur. Sana ölebileceğini söylemişler. Burada kalmaya devam edersem öleceğim diye bir kendinş sorgula de mi? Ama bu sorgulama ne Zaman oluyor dersiniz? SAYFA 250'DE. Kitaptaki karakterlerin hepsi düşünmemek üzerine programlanmış. Bir şeyler yapıyorlar, bunları yapacak kadar kafaları da çalışıyor fakat yaptıkları şeylerin 'korku' haricinde bir mantıklı açıklaması yok... Çağatay karakterine gelirsek, ya senin sevgilin gitti yerine bir başkası geldi. Gelen kişide giden kişiye göre tezat oluşturacak şekilde farklı (odasında sevmediği grubun posterleri olduğunu ve diğer eşyaların hiçbirinin ona ait olmamasından oldukça farklı kişiler olduklarını söyleyebiliriz.). Tamam sen bunu bilmiyorsun da aşık olduğun kişinin değiştiğini de mi fark etmedin. Ona da mı aşık oldun?
Neyse...
İki puanı okumayı sevdiğim için paralel evrenler kurgusuna bir puanı da ana karakterin son bölümdeki tutarlılık sağlayan tek davranışlarına verdim.
Okuyup okumamak elbette size kalmıştır.