Çok ilgimi çekiyor, insanların içindeki acı, korku, sevgi, endişe, öfke...
Nerede, kim bilir ne oldu da kendini değersiz hissetti?
Ne zaman susmaya karar verdi?
İlk kez ne zaman yapayalnız hissetti?
Niye varamıyor, neden şimdiyi hep ıskalıyor?
Neden helak ediyor insan kendini başkaları için?
Birine değer verdiğini anlatabilmek için, uzanıp güneşi yutman ve ışıman mı gerekiyor? Ya da kırık kalbini onarmak için kendi vücudunu parçalayıp ona yamalar mı yapman gerekir?
Geçinmeye gönlü olan karşısındakinin sevgi dilini öğrenir. Öğrenmeli de...
Sevginin dilini
Öfkenin sakinliğini
Karanlıkla anlaşabilmeyi
Düşmeyi,kalkmayı,kalkarken tutunmayı...
Hasılı “ seni sokan yılanın peşinden koşup ona bunun yanlış olduğunu anlatmaktan vazgeçip ısırığınla ilgilenmelisin” denilen yerdeyim.
Merak ettiğim için yazıvereyim dedim. Hayatınızın matematiği nasıl ya da siz hangi dili biliyorsunuz? Öğrenmeyi mi, ben böyleyim demeyi mi?