Merhaba sevgili kitap dostlarım nasılsınız? Bugün sizlere @kafkayayinevi 'nin çıkardığı @isilaydinn kaleminden #enuzunyol kitabı ile geldim. Oldukça kısa ve düşündürücü bu eseri gerçekten çok sevdim. Biraz konusundan bahsedeceğim.
"Bu dünyaya ayrılmaya mı geldik? Bu dünyaya ayrılıp da mı geldik? Analar babalar kendi ana babalarından doğmadan mı bizim ana babalarımız oldular? Sahi bu dünyada kim kimdik? Sınır neredeydi? Ben nerede bitiyordum da öteki başlıyordu? Fay bu yüzden mi vardı? Mevsimler neden böyle çabuk dönmüş ve yine yaz gelmişti? Yoksa en uzun yol yaz mıydı?"
Bir çocuğun gözünden okuyoruz kitabı, yazar ismini koymamış. Hamile annesini, ailesini, hatta herşeyini depremde kaybeden bir çocuğun masum arayışını. Büyük travma geçiren çocuk, kendine Ananda, adlı hayali bir arkadaş yaratır. Onunla beraber kurduğu hayalleri, mutlu olduğu anları okuyor ve maceralarına ortak oluyoruz. Birgün bu hayali arkadaşı Anan'dayı da kaybedince onu aramaya başlıyor küçük kahramanımız. Ve birgün çocuk uykudan uyanıyor ancak gözleri görmüyor ve karanlığına şahit oluyor. Kaybettiği annesi, hayalini kurduğu doğmamış kardeşinin mezarını arıyor. Kim bilir belki de kendini!
Aynı zaman da onunla beraber iç dünyasında ki mücadeleyi beraber gerçekleştiriyor, kendimize de bir pay çıkarıp düşünmeye yönlendiren, oldukça etkileyici ve düşündüren yazarın sıkmayan kalemini sevdim tavsiye ederim.Eğer siz de bu tür derin ve etkileyici hikayelere meraklıysanız, #enuzunyol 'u mutlaka okumalısınız.
Keyifli okumalar dilerim.
Süleyman kuşları teftiş etti, (içlerinde Hüdhüd'ü bulamadı.) dedi ki: Neden Hüdhüd'ü göremiyorum yoksa gayba gidenlerden mi oldu?
Sonsuzluk içinde sonraki kuşaklar diye bir şeyden söz açılamaz, birlikte yaşamalar vardır sadece.