Puan vermedi·136 syf.····Okunma: 20 Ocak 2025 22:25 Bir resim sergisini gezip ressamın fırçasının ardındaki hikayeleri dinledikten sonra karşıma çıkan bu kitabın bir tesadüf olmadığını düşünerek aldım ve okumaya başladım.
Van Gogh'un eserlerini yıllarca bilip, severken hakkında hiçbir şey bilmememi de ayrıca garip buldum.
Ne var ki internette araştırma yapıp bilgi edinmeye çalışsam bu kadar değerli bir bilgi alamazdım diye düşünüyorum. Çünkü hiçbiri ressamı mektuplarından tanımanın ve eserlerinin ortaya çıkış zamanlarında yaşadıklarını birinci ağızdan okumanın yerini tutamazdı.
37 yıllık yaşamında kardeşi Theo'ya yazdığı mektuplardan Van Gogh'un yaşamında maddi sıkıntılardan geçtiği anlaşılıyor. Theo'nun bu zaman zarfında abisine devamlı olarak yardımda bulunması, zannediyorum ki abisinin yaşamını daha yaşanılabilir kılmış.
Mektuplarında tablolarının çizimi ardındaki yaşamı ve tablolarının betimlemeleri bulunuyor. Bu sayede ressamın eserlerine eskisi gibi bakamıyorsunuz.
Yaşadığı yıllar içerisinde eserlerine rağbet olmamasını okurken şimdilerde olsa, ne kadar ünlü olduğunu ve eserlerinin değerinin ulaştığı noktayı görse nasıl olurdu diye düşünmeden edemedim.
2 Mayıs 1889'da (vefatından bir yıl önce) "Hayatta bir baltaya sap olmadım." diyor. Bu cümleden sonra eserlerinin zamanla değerlenmesi ve hiçbirini görememiş olması içimde büyük bir burukluk oluşturdu.
İçinde bulunduğu durumu göz önünde bulundurarak hiçbir zaman çizmekten vazgeçmemesi ayrıca ilgimi çekti. İnandığı yolda devam ederek bir gün başaracağını biliyordu ve başardı da. Yalnızca o göremedi..