·448 syf.····Okunma: 21 Ocak 2025 02:05 Normalde okuduğum kitaplara inceleme yazan biri değilimdir ama bu kitaba yazmadan duramayacağım galiba. Ahmet Ümit'in bu kitaptan önce dokuz kitabını okudum. Hemen hemen hepsini sevdim diyebilirim. Ama bu kitabı benim için çok daha başka bir yere sahip oldu. Nedeni bilinmez, belki de asıl karakterin Nevzat olmasından ve kitabın onun etrafında dönüyor olmasından dolayıdır. Kitabı okumaya başladığım ilk andan beri üzerinde fazlasıyla düşündüm. Sürekli bir şeyleri sorguladım, kendimce sebepler aradım. Bu kitap beni bir nevi kendi hayatımla da yüzleştirdi diyebilirim. Başlamadan önce çok bir beklentim yoktu hatta sıkılacağımı bile düşünmüştüm, ama çok büyük yanılmışım.
Konusu, özeti gibi klasik olaylara değinmek istemiyorum. Bunlar zaten erişilebilir şeyler. Ama az çok bir şey demek gerekirse, kitap gerçekten günümüz Türkiyesini çok iyi bir şekilde anlatmış. Sanki Ahmet Ümit'e ülke gündemindekiler hakkında ne düşünüyorsunuz demişler, Ahmet Ümit de durun ben size bir kitap yazayım da anlayın demiş gibi. Uyuşturucu kaçakçılığı, yönetimdeki boşluk, yöneticilerin içinde olduğu çeteler ve yine masum insanlar. Ahmet Ümit'in en sevdiğim özelliklerinden biri her kitabında cinayetle birlikte bir tema belirleyip onun üzerinden olayları aktarması. Bu kitapta da temamız günümüz Türkiyesi. Ki bu gidişle geleceğimiz de bu şekilde devam edecek.
Yırtıcı Kuşlar Zamanı bence sadece bir polisiye kitabı değildi. Aynı zamanda çok iyi bir psikoloji kitabıydı. Kitabı henüz bitirmemişken birkaç inceleme yazısı okudum. Gördüğüm kadarıyla kitabı sevenler ve sevmeyenler birbirlerinden kesin çizgilerle ayrılmış. Sevmeyen tarafın bazı yorumları ayrıca dikkatimi çekti. "Fazlaca psikolojik detaylar, sürekli geçmişe dönüş, sıkıcı rüyalar, olaylarla bağlantısız geriye dönüşler" vs vs bir sürü yorum okudum. Herkesin düşüncesine saygım sonsuz ama bence bu kitabın olayı da buradaydı. Kitap tamamen Nevzat ve geçmişi, eşi, çocuğu, ekip arkadaşları üzerine kurulu. Evet her polisiye kitabı gibi bunda da bir cinayet var ve olaylar öyle başlıyor. Ama bu kitapta cinayet sadece bir vesile. Nevzat'ın unuttuğu geçmişini hatırlaması ve olayları tekrar değerlendirmesi için bir araç. Yani burada daha çok Nevzat'ın iç dünyasını, psikolojisini ve çaresizliğini okuyoruz. Bu nedenle kitaba asıl tadını veren bence bu ağırlıklı olarak işlenmiş psikolojik tahlillerdi.
Okumaya başladığım andan beri şüpheliler hakkında birçok tahmin yaptım, birçok kişiyi düşündüm. Kitabın bence tek eksik yanı zanlının kolay bulunabilir, fazlaca açık veren biri olmasıydı. Kitabın sonuna gelmeden tüm olayları az çok çözmüş oluyordunuz. Bu nedenle Ahmet Ümit de son kısımları fazla detaya girmeden anlatmış. Sonu da biraz havada kalmış gibi olmuş. Ne yalan söyleyeyim birkaç sayfa daha okumak isterdim. Ama yazarın bunu bilerek yaptığını düşünüyorum. Ahmet Ümit'in ne kadar usta bir yazar olduğunu hepimiz biliyoruz. Sonlarıyla bizi çok şaşırtan, katilleri asla tahmin edemediğimiz birçok kitabı var. Bence burada odak noktasını katili bulmaktan çok Nevzat'a yönelik yapması tamamen bilinçli. Bu yüzden bunu dert etmedim.
Kitap boyunca sürekli düşündüm durdum. Çevremde kim gerçekti? Kime gerçekten güvenebilirim, kendimi açabilirim? Cevap basit, kimseye. İnsan her zaman ilk durumda kendisini düşünür. Bunun fazlası bencilliktir ama hepimiz az çok benciliz. Biraz da doğamız gereği. Bazen karşımızdaki on yıllık dostumuz olsun, canımızdan çok sevdiğimiz hayat arkadaşımız olsun ya da canımız pahasına koruyacağımız ailemiz olsun fark etmez öyle durumlar gelir ki önceliği kendin yaparsın, diğer hiç kimseyi düşünmezsin. İşte bu kitapta da tam olarak o vardı. Nevzat ne kadar kendini düşünmüyorsa, tamamen ailesi odaklıysa karşı taraf da o kadar kendini düşünüyordu. Kimlerin öldüğü, kimlerin ceza aldığı ya da kimlerin haksızlığa uğradığı önemli değildi, çünkü işin sonunda insanın en önemli hazinesi vardı, "kendisi".
Nevzat'ı gerçekten o kadar çok seviyorum ki. Kaç yıldır onun davalarını okuyup heyecanlanıyorum. Benim için anlamı çok büyük bir karakter ve aynı zamanda hayatım boyunca unutmayacağımı düşündüğüm de biri. Bu kitabı bu kadar çok sevmemenin en önemli nedenlerinden biri de Nevzat'ı çok daha yakından görüp onu daha iyi tanımamız. Ahmet Ümit umarım uzun yıllar Nevzat'ı ve ekibini yazmaya devam eder. Çünkü ben ne kadar okursam okuyayım onlardan asla sıkılmıyorum, asla sıkılacağımı da düşünmüyorum. Siz de bence bu kitaba bir şans vermeli ve bir polisiye romanının nasıl bu kadar çok şeyden bahsedip insanı bu kadar fazla düşündürebileceğini görmelisiniz. Şiddetle tavsiyemdir.