Müdafaalarım yaşadığımız dünyada adaletin hangi ellerle tecelli ettiğini (!) çok açık gösteriyor. Okurken Sokrates’in savunması tadında bir müdafaaya şahitlik ediyorsunuz. Yılların tanınmış, sevilmiş ve saygın bir düşünürü olarak bizlere hediye ettiği nadir bir isimdir Necip Fazıl. O da tarih boyunca kendisi gibi güçlü sesini sakınmadan konuşan mütefekkirlerden olduğu için, haksız muamelelere ve karalamalara uğramıştır. Müdafaalarını baştan sona okuduğumuz, hakkını yalnız bizim değil mahkeme salonundaki hakimlerin dahi teslim ettiği bu kıymetli kişilik maalesef adaletin kıskacından (!) kurtulamamıştır. Fakat gerçekler bugün, o gün de olduğu gibi tümüyle kayıt altındadır. Yaşadığım ülkede ve dahi dünyanın geri kalan, medeniyet ışığının henüz ulaşamadığı tüm yerlerde fikir adamlarımızı böylesine meşgul etmek, onları incitmek, onların güzel dimağlarından mesai çalmak bile şahsen üzüntü duyduğum, öfkelendiğim hassas çizgilerden biridir.
Haklı bir dava, mahkeme salonunda ancak bu kadar güzel müdafaa edilebilirdi.
Üstadı rahmetle anıyor ve kendisine teşekkür ediyorum.