10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2025 21:20
2025'in benim için ilk kitabı bana yine "hepsi kurgu olamaz!" Dedirtti. Okurken o kadar çok hikayenin içinde yaşadım ve üzüldüm ki, isterim ki birçok Arkadya yayınında hissettiğim bu duyguyu bu kitapla siz de hissedin... Bu yazarla ilk tanışma kitabımdı, Ana Johns yazı dilini öyle güzel kullanmış ki son kitabımız olmaması muhtemel.. :) Japonya'da Amerikan donanmasının yeraldığı dönemlerde, Japon ve Amerikan kişilerin yaşadığı aşktan olan çocukların hem Amerikada hem de Japonya'da çektiği zulümlerden bahsediyor kitap. Öyle ki, savaş sonrası Amerikaya göçen gelinler ve Japonya'da yaşamaya uğraşan Amerikan askerler ayrı zulüm yaşamış ama en zorunu "saf ırk" olmadıkları gerekçesiyle çocuklar yaşamış. Hem toplum hem aileler kabul etmemiş ki, ailesine bağlı japonyada yaşanan kimsesizlik durumu kızların üzerinde daha büyük yük barındırmış... Naoko, Japon kızımız şehrine gelen Amerika askeri Hajime'ye aşık olmuş. Hajime de Naoko'ya. Başka biriyle evlendirilmek istenen Naoko, bir seil ailesini öncesinde evlenmek istediği kişiyle tanıştırmak istese de, o gün gelip çattığında ailesi Amerikalı genci gördükleri an yüzlerini olmaz diye çeviriyorlar. Çay seremonisi gerçekleşmeden Naoko'nun elindeki fincanlardan birini kırarak. Birkaç gün sonra annesi önüne bir yol sunuyor, ya sevdiğine gidecek ya da kalıp evlenmesi gerektiği gerçeğini kabul edecek. Naokonun başka seçeneği olmadığı için gidiyor ve mutlu olması gereken yerde ayrılıklar ve beklenti dışı ihtimaller sarıyor etrafını. Kitapta saf ırk olmadığı için kendi çocuğunun veya torununun karnındakine merhamet etmeyen babaları babaanneleri okumak çok içimi acıttı benim. Spoiler yemek istemiyorsanız burayı okumayın; Naoko kitapta annesinin öldüğünden sonra evine dönüyor, aslında öncesinde ailesinden haber alabilmek oluyor amacı. Ama kitapta en beni sarsan sahne oluyor. Evini terketmiş bir kadın, evine dönüyor ve evinin önünde cenaze arabasını görüyor. Sonra içeri girip kendisiyle konuşmayan aile fertlerinden kim olduğunu öğrenmeye çalışıyor. Girerken ve o yüzlere bakarken, lütfen o olmasın ama o da olmasın, lütfen yanlış bir durum olsun ikilemleri arasında gittiği sahneye kendimi çok kaptırmışım. O gece yatıp rüyamda benzerini kendi çerçevemden yaşadım, bir gezmeden dönüp gelmişim ve o sahneyi yaşıyormuşum gibi. Kitabın etkisinde gördüğümü ancak akşam bir arkadaşıma anlatırken farkettim... Sonra o cenaze evinde annesine üzülürken karnındaki çocuğunun kanamasını yaşarken stresle, babaannesi sahip çıkar gibi bir ebe çağırdı ve ertesi gün de şu ebenin kontrol merkezine gitmelisin dedi. Babaanne bebeğe sahip çıkacak derken; bebekleri doğana kadar japon kadınların hapis edildiği ve bebekler doğar doğmaz burunları kapatılarak öldürülen bir eve gönderdiğini okudum. Bebeklerini öldürmek için hapis tuttuklari o evden kaçma uğraşlarını okurken, bir başka kendimi yorgun hissettim. Bebek çetesini öğrendik biz daha 2024de kendi ülkemizde, bir benzerini kurgu okuyorum ama bu gerçekler her yanda var "farkındalığıyla" okumak zorunda kaldım. İşte Naoko geçmişte bu acıları yaşarken, günümüzde ona seneler boyu ulaşamamış sevgilisinin kızı geçmişin izlerini bizim için araştırıyor ve Naoko'ya ulaşmaya çalışıyor. Yani ne diyeyim, okuyun ve kurgu güzelliğini görün isterim. Yazarımız kalemine sağlık... :)
Ateşböceğinin ŞarkısıAna Johns · Arkadya Bitter Yayınları · 2020462 okunma
·
57 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.