K491

@491_
Ortaçağ kalıntısı gericiliğe, aydın-ilerici devrim
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2025 20:19
Devlet işlerinde dini esasatı amil ve nazım yapmak isteyen bütün bir tarihimizde neticeleriyle sabit bir hakikattir ki, bununla, kendilerine memleketin mesaisini arpalık yapmak istemişler ve yapmışlardır. Din böyle emrediyor, din şöyle emrediyor, yani Allah böyle istiyor, Peygamber şöyle buyuruyor, diye memleketi Allah nam ve hesabına işletilen bir çiftliğe çevirmişlerdir. (..) Dini devletten ayırmak isteyen bugünkü inkılap zannedilmemelidir ki dinsizliktir. İnkılap, dini cerrarlarn (asalakların) elinden alarak onu yegane ve meabid (ebedi) yeri olan (yabancı) eli değmeyen vicdanların harimine tevdi etmekle mükellef bir kudret olarak kabul edilmelidir. Dini devlet siyasetine karıştıranlar onu bilerek ve bilmeyerek tarihin her safhasında tacidarlarn zaman zaman ayakları altında çiğnenen zaman zaman ellerinde bir menfaat vasıtası olarak istimal edilen bir alet gibi kullanmışlardır. Allah, dini beşeriyete (insanlığa) bu akibete maruz kalması için mi göndermiştir? Dini bu akibetten kurtarmak için onu devlet işlerinden tamamen ayırarak ferd ile Allah arasında mukaddes bir temas vasıtası haline getirmekten başka çare yoktur. Böyle demişti cumhuriyeti kuran kadro. Ve söylediklerinin haklıllığını tarih kanıtlsmıştır. Kaldı ki, "islam milleti olan müslümanlar, bize (Osmanlıya) yardım etti" iddiasını, İzmir milletvekili Seyyid Bey şu örnekle çürütmüştür: "İslam dünyasının bize olan yardımı bilmiyorum, gerçekten var mıdır? Efendiler! Beş on lira vermekle ona yardım denmez. Geçmişte İstanbul'da Cihad Fetvası (Halife nin 1914'te Birinci Dünya Savaşı'na girerken tüm Müslümanları yaptığı kutsal savaşa katılma buyruğu) çıktığında, İslam dünyasından hiçbir katılma sesi çıkmadı. Irak'ı, Suriye'yi ve dahası sözde "Hilafet Merkezi" sayılan İstanbul'u işgal eden ordular Hindistan'ın Müslüman askerlerinden oluşuyordu. Beni Arapyan Hanı'nda (İstanbul'da işgalcilerin yurtseverleri yakalayıp işkenceyle sorguya çektikleri ettikleri yerde) bir odaya kapayarak başımda nöbet bekleyen Müslüman Hind askeri idi. Eşim ve çocuklarım beni görmeye geldiklerinde, onlarla benim arama girerek elinde hançerle nöbet bekleyen Müslüman Hind askeri idi. İçimizde Şeyhül İslamlık etmiş olan kişi de birlikte Malta'da tutsak yaşadığımızda, İslam dünyasının hiçbir yanından bize yardım eli uzatılmamıştı. Kendimizi aldatmayalım, gerçeği olduğu gibi görelim ve görmeyenlere de ggösterelim." Yine Seyyid Bey, Halife adı altında Osmanlı'nın halkın nasıl soyulduğunu şu sözlerle açıklamıştır: "Üzücüdür ki her türlü zulümlerine katlanarak alışmışız. Ülkeyi beylik toprağa çevirmisler, milleti uşak gibi kullanmışlar. Bir şey dememişiz. Bilirsiniz; geçmişte her hangi bir kimsenin mallarını müsadere ederlerdi (zorla elinden alırlardı). Şuna buna istedikleri malları, toprakları peşkeş çekerlerdi. Avrupa'dan utandıkları için ünlü Gülhane Hatti Hümayunu yayımlandığında, "müsadere mülgadır" (zoralım kaldırılmıştır) demişler. "Uygar bir devlete dönüşeceğiz, artık zoralım (müsadere). kaldırıldı (mülgadır)" demişler ve 93 Kanun-ı Esasisi'ne (1876 Anayasasına) da koymuşlardır. Oysa ki, o güne dek bütün varsılların mallarını istedikleri gibi kullanırlar, istedikleri gibi zorla ellerinden alırlardı. Halk, mallarnı bundan kurtarmak için bir yol aramaya başlamış. Bir kimse büyük bir zengin olursa, sivrilirse anında malı zorla elinden alınır. Bunun önüne geçmenin yolu nedir diye halk kıvranmaya başlamış." Bu siyasal makamı bu gibi çirkinliklerle kullananların halifeliğini de kimse ciddiye almadığını not düştü Seyyid Bey: "Onların (Arapların) İslam bilginleri, hiçbir zaman bizim (Osmanlı) padişahlara Halife dememişlerdir. Kitapları ortadadır. Şafiiler'in en güvenilir kitabı olan Minhac-ı Nevevi ellerde dolaşmaktadır, basılıdır. Bütün Şafii medreselerinde, bütün Şafi bilginlerinin ellerinde saygıyla, saygı gösterilerek dolaşmaktadır. Ona bakınız! Şafilerce bizim padişahlara Halife denip denmeyeceğini anlarsınız. Maliki ve Hanbeli kitaplarına da bakınız, onların da bizim Padişahlara ne dediklerini görürsünüz." Özetle bu kitap hilafetin kalrıdırılışının 100. Yılına armağan edilmekle yapılmış bir çalışma dır. Ve bu kitabı okuyunca cumhuriyet kuranların hilafeti kaldırmakla Türk Milletini ne büyük bir yükten kurtardığını göreceksiniz. Bilinçsizce bir kaldırılış değildir bu, tam tersine konunun uzmanlarınca her detayı tek tek ortaya konulup, muhalif milletvekillerine de bilimsel olarak zararları anlatılıp, onlarında onayı ile milletin sırtına 300 yıl yük getiren bu kamburdan millet kurtarılmıştır. Büyük bir devrimdir. Avrupa bile bu hızda bir devrim ile çağ atlamamıştır. Bu tarihi devrim sadece büyük deha M. Kemal Atatürk Türkiyesinde özgü bir olaydır.
Körlerin Kör KılavuzlarıCengiz Özakıncı · Otopsi Yayınevi · 20249 okunma
·
95 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.