·206 syf.····Okunma: 22 Ocak 2025 18:05 Klasik bir insan ve bilim savunucusu olarak popüler şeylere karşı her zaman temkinli yaklaşıyorum. Ancak bu defa her köşeye gözüme sokulan bu kitaba kayıtsız kalamadım. Kitabı sipariş ederken içerisinde az da olsa bilim kırıntısı bulabileceğimi düşünmüştüm. Ancak tamamıyla bir hurafe kitabı çıktı. Esasında kişisel gelişim kitaplarına ve kişisel gelişim konuşmacılarına da çok sevgim ve saygım yok. Bunlar sayesinde etrafta kibirli, tanrı gibi gezen insanlardan geçilmiyor. Oysa Karl Sagan'ın de dediği gibi, biz sınırları bile ölçülemeyen sonsuz bir evrende yer alan milyarlarca gezenden birinde yaşayan küçük toz zerreleriyiz. Evren içindeki yerimize ve bilimsel gerçekliğimize odaklandığımız zaman, kendimize gereksiz anlamlar yüklememiz oldukça komik. Üstelik bu mükemmeliyetçi düşünce, bireylerin kendi başarısızlıklarını ve eksikliklerini gördükçe derin bir iç çatışmaya neden olmakta ve bireyleri intihara varan bir ruhsal bunalıma sürüklemekte.
Gelelim kitabın eleştirisine. Her şeyden önce kitap 200 sayfa olmayı hak eden bir kitap değil, aynı cümlelerle kitabı 120-130 sayfa olarak da baskıya hazırlamak hiç zor olmaz. Hele hele sürekli farklı cümleler ile tekrar edilen düşünceleri de çıkınca, 100 sayfa olarak kitabı basmak işten bile değil. Sayfa sayısını artırmak için büyük bir çaba gösterilmiş.
Kitapta "dönüm noktası" olarak adlandırılan pek çok "bilimsel buluş" birkaç küçük üniversitenin yapmış olduğu ve hakkında bilgi bulabilmenin neredeyse imkansız olduğu basit çalışmalar. Daha sonra aynı çalışmaları yapan ve aynı sonuçları alan herhangi bir bilim grubu da yok. Kitapta "kuantum düşünce gücü" ya da "kalp kuantumu" gibi hiçbir yerde bulamayacağınız uydurma kavramlar var. Yazar her ne kadar söylediklerine bilimsel bir temel atfetmeye çalışsa da yazdığı her şeyin altı boş. Hayatımızı değiştirmek için önerileri ise aynanın karşısında kendi kendimize motivasyon konuşmaları yapmak, kağıda bir şeyler yazıp masamızda bulundurarak sürekli okumak ya da bizim gibi düşünmeyen insanları etrafımızdan uzaklaştırmak. Yani temelde "sen değerlisin, sen yaparsın, sen başarılısın, senden iyisi yok, doğruyu sen bilirsin" mesajları tekrarlanıp durmuş.
Bir de yoga meselesi var ki kitabın sonunda, amiyane tabirle kitabın sıvama kısmı. Bir şehirde nüfusun %1'i yoga yapınca, o şehirde suç oranları ve şiddet eğilimi gözle görülür şekilde azalıyormuş. Hatta İsrail-Lübnan çatışmaları sırasında bu durum denenmiş ve topluca yoga yapılan saatlerde savaşın yıkıcı etkisi azalmış. Tüm dünyanın barışa kavuşması için, 8 milyarlık insan popülasyonuna karşılık yalnızca 8 bin kişinin yoga yapması yeterliymiş. İnanıyorum ki sadece İstanbul'da bile 8 binden fazla kişi yogayla ilgileniyordur.
Velhasıl kitaptaki her mantıksızlığı tek tek yazmaya zaman yetmeyeceği gibi, buna gerek de yok. Benim için büyük bir hayal kırıklığı ve zaman kaybı oldu. Umarım bu inceleme, kitabı henüz okumamış ve sipariş etmemiş olanlara bir yol gösterici olur. Bu denli vasat bir kitabın, bu denli popüler olması ve çoğu klasikten daha yüksek puana sahip olması da gerçekten beni hayrete düşüren bir durum.