Hayatımda bu kadar saçma ve berbat —genelde kitaplara bu tabiri kullanmaktan çekinirim çünkü bir şekilde emek içerdiğine inanıyorum— bir kitap daha okuduğumu hatırlamıyorum, elbette benim lügatımda kötü olarak kategorilediğim ve oldukça düşük puanlara layık gördüğüm romanlar oldu fakat bu başka bir şeydi.
Böyle romanlarda mantığım devre dışı kalıyordu, en azından en fazla ne ile karşı karşıya kalacağımı bilerek okumaya başladığımdan dolayı mantıksız durumları o kadar kadraja almayarak okumaya devam edebiliyorum. Bu roman için aynı şeyi dile getiremeyeceğim, eğlence için okumaya başladığım kitap benim için eziyet oldu.
Genç kurguların veya bu tarz kitapların belli amaca hizmet ettiğinin kanısındayım, sonuçta okuyucu kitlesinin belli beklentisi olur ve o beklenti içerisinde kitabı okumaya başlardı. Benim için evet pek bir beklenti olmasa da eğlence niyetine kafamı dağıtmak amacıyla okumayı düşünmüştüm fakat o kadar çok mantıksız olay vardı ki kendime kendime “Ne anlatıyorsun sen ya?” demeye başladım. Bir ara histerik bir şekilde okurken bu fikirler yazarın aklına ne şekilde veya niçin düştüğü düşündüm.
Bir uzaylı ve bir insan. Fikir olarak elbette bilinmedik bir şey değil fakat işleyiş çok garipti. Klişelerle dolu olmasına rağmen klişeler diye adlandırdığım durumlar bu garip ve berbat fikirlerin yanında gayet iyi durumda kalıyordu, ki klişeler zaman zaman iyidir. Yazara bağlı bir durumdu. İşleyebiliyorsa ne ala!
Yazarı bilmiyorum, okuduğum muhtemelen ilk kitabı. Bu tarz romanların genelde ben konusunu pek pür dikkat okumam, anafikri bilirim ve kulağa hoş gelirse başlarım. Bu roman ise oldukça popülerdi ve sıkça önüme çıkıyordu, oldukça öneriliyordu. Kitap bloglarının yine gereksiz abartmalarının ürünü olduğu kanısındayım, kesinlikle kafa dağıtıp okuyun diyerek tavsiye edebileceğim bir roman değil. Geçen senede bir uzaylı ve bir insan konulu olan roman okumuştum fakat onun gerekçeleri daha mantık çerçevesinde sayılırdı.
Bir grup uzaylı tarafında belli kriterleri kapsayan bir grup insan kaçırılıyor, kaçırılan bu insan bir şekilde bu uzaylı grubun elinden kurtulmaya başarsalar da çoktan dünyadan başka bir gezegen üzerine varmıştılar. Sonra esas kız kendini, etrafındaki insanlar sayesinde lider olarak gördüğünden dolayı gezegen üzerinde onları kurtaracak bir şey bulmak için sürüden ayrılır ve mavi, kuyruklu bir uzaylı ile yolları kesişir. Sanırım yazar avatardan esinlenmiş. Ne alaka ise bu uzaylı kızımızı görür görmez onun eşi olduğunu anlar fakat ikisi de farklı diller konuştuğundan dolayı birbirlerini anlamazlar. Sonra işte konuşmaya başlamadan cinsellik araya girer. O olmazsa olmaz. Karşı değilim fakat fazlası gereksiz, kitap değil sadece somut okuyoruz bildiğin.
İlk karşılaştıkları sahne aşırı rahatsız edici. Kız baygın ve o uzaylı yaratık kıza cinsel anlamda dokunuyor ama kız baygın. Uyanınca onunda aynı hisler içerisinde olması benim için bir şey değiştirmiyor, daha bir kez görür görmez medeniyet nedir bilmeyen hayvan vari uzaylı sanki daha önce kadın görmemiş gibi —muhtemelen görmemiş— kıza ataklarda bulunur. Üstünü basa basa söylüyorum, KIZ BAYGIN. Rızası yok, baygın hâlde. Ama tabii işte eşi olduğundan dolayı yazar bunu yedirdiğini düşünmüş olabilir ama benim için hiçbir şey değiştirmiyor. Ya kız uyandığı zaman hoşuna gitmemiş olsaydı? Üstelik bunları kaçıran uzaylılar onları tecavüz etme için tehdit vari davranışlar sergilerken kızın bu rahatlığı beni şaşırttı.
Uzaylılar tarafından kaçırılıyor, normal karşılıyor. Uzaylıların diğer kızlara davranışlarını görüyor, normal karşılıyor. Sonra plan yapıyor ve herkesi kendisine ayak uydurmasını sağlıyor, başka gezegende gözlerini açıyorlar ve yine kendisini kızları kurtarmak için sürüden ayrılıyor. Buraya kadar her şeyi ama her şeyi sanki günlük hayatında gördüğü şeylerden biriymiş gibi devam ediyor ve normal karşılıyordu. Bir uzaylı tarafından mağaraya götürülüyor baygın bir şekilde ve uyandığında… her neyse ya olay tamamen bundan ibaret değil demek istesem de kitabın yüzde yirmisi olaylar ve konuşma ise yüzde sekseni cinsellikti. Başka elde avuçta bir şey yoktu. Ne kadar güzel uzaylı fanteziniz varmış ya(!)
Gerçekten çok şaşkınım, ya benim fikrimce yazar bir uzaylı, bir insan olsun ve bir de bunların eş bağı olsun demiş gerisini koyvermiş.
Gezegen üzerinde anlamsız bir çağ vardı. Uzay gemisi sayesinde kız dillerini çözüyor fakat kızları evlerine geri döndürecek gerekliliği bulamıyordu. Uzaylı da garipti, medeniyet görmemiş derken ciddiydim. Hangi çağda kalmışlar belli değildi. Üstelik benim okurken anladığım kadarıyla o uzaylı kabilesi de başka bir yerden gelmiş? Yani nasıl? O kadar saçma ayrıntı, saçma sapan durumlar vardı ki anlam vermek istesen bile verilmeyecek dereceydi. Ya bir ara ne okuduğumu anlayamadım ya da konunun saçamlığını mantığım kavrayamadı.
Yazar bu romanı sarhoşken falan mı yazdı acaba? Ya da ne yazarsam yazayım bir kesim her türlü okur ben de ekmeğime bakarım diye düşünmüş müdür acaba? Sonu da garipti bence. Karakterleri bir anda mutlu mesut okuyoruz. Ek bölümler var sonlara doğru. Çok anlamsız ve gereksiz bir kitaptı. Kız avlanmayı öğreniyordu, böyle söylüyorum ama düşününce gerçekten komikti. Biri bana ben bu şekilde kitap yazsam dese gülmekten yarılırım şaka yapıyor sanıp. Ciddiyim ya da yakın bir arkadaşım dese dalga geçerdim. Bir de ben bu kitabı ilk çıktığında falan merak ediyordum, keşke etmeseydim. Fazla merak gerçekten başa bela diyen doğru demiş.
Tavsiye etmiyorum, bence okumayın. Bu kitaba para falan da vermeyin, internet üzerinden illaki PDF formatında bulabilirsiniz. Elbette illaki okumak istiyorsanız, bence hiçbir şekilde vakit kaybına gerek duyulacak bir roman değil. Keşke gidip klişelerin bol olduğu eğlenceli bir romantik komedi okusaydım.