Bizden önceki nesil ile çocuklarımızın arasındaki kuşak farkının derinliğini görebiliyoruz. Biz aradaki nesil iki tarafa da yakın olduğumuz için iki tarafı da anlayabiliyoruz. Nesilden nesile değişim kaçınılmaz. Bu değişime direnenler kendini kaybolmuş hissetmeye mahkum adeta. Ali Rıza Bey'in direnişi de ayakta tutmaya çalıştığı ailesini dağıttığı gibi, kendisini kaybetmesine, boş bir kabuk ile çarpık bir yama arasında bir yerlere dönüşmesine sebebiyet veriyor.
Elbetteki etik değerlere her zaman saygı duyuyoruz ama hangi devirde olursanız olun; sadece onur, gurur ve ahlak için yaşamak çok zor. Tek başına bile adına toplum denilen düşman ile çarpışmanız gerekiyor ki, bir de aile söz konusu ise gün geliyor yola aynı çizgide devam etmek mümkün olmuyor. Geçmişte geçen bir romana bugünün bakış açısıyla bakabilmek, aslında bazı kalıpların zaman karşısında tekrara düştüğünü gösterdiği gibi yazarın kaleminin zamansızlığını da net olarak yansıtıyor. Okurken Ali Rıza Bey'e hem hak vermek hem de gerçekçi bir bakış açısı ile hatalarını görebilmek etkileyici gerçekten. Dizisini izledim ama kitabı okumadım diyenlere, mutlaka okunması gereken bir eser diyebilirim. Aileye, kuşak çatışmalarına, kültürel ve sosyolojik değişime dair çarpıcı bir roman.