Puan vermedi·424 syf.··
2025 12. kitabı
Bazı kitaplar konuşur sizinle, okura anlatacakları vardır. Tarihi gerçeklerle karışan kurgu, olaylar, karakterler değildir de biraz daha derinden gelen seslerdir duyurmak istedikleri. Yazarın anlatımı böyle ustalıklı olunca, kitap boyunca dinler, hisseder, sorgularsınız o sesleri. İşte bu kitap, onu yaşatıyor okura. O halde ne söylüyor derseniz, bakıp geçmeyi değil de görmeyi seçenlere sesleniyor diyebilirim. İnsanı anlatıyor, İyilik ve kötülüğün her insanda var olduğunu; koşullara, seçimlere göre ortaya çıktığını. Dinin, dilin, rengin, ırkın bahane olduğunu, aslolanın bazı insanların hırsı, nefreti, makam ve para arzusuyla ortaya çıkan kötülük olduğunu. Aynı olayın farklı taraflardan bakıldığında haklı ve haksızın değiştiğini; aslında herhangi bir haklılık değil de kurbanlar olduğunu... Yazarın ikinci kitabını okuyan bir okur olarak ise kaleminin en çarpıcı yanının doğayı konuşturmak olduğunu söyleyebilirim. Derenin sesini, Sinan'ın tanımlayamadığı o şehre sinen kokuyu, çiçeğin gözyaşlarını, ağacın asaletini, hayvanın doğadaki yerini ve daha birçok şeyi duyumsarsınız okurken. En çok şunu düşündüm ben: Doğadaki her canlının birbirine ihtiyacı var ama en çok da insanın doğadaki her varlığa. O halde nedendir onu görmeyi, korumayı seçmeyişimiz? Nedendir onunla bütün olmak, her daim insanlığı korumak yerine kötülüğe teslim oluşumuz?...
Meryem’in ÇiçekleriAbdullah Ataşçı · Everest Yayınları · 2024123 okunma
·
132 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.