Bu bir yolculuk hikayesi fakat sadece fiziksel değil. Şehirden şehire geçerken bir hayat muhasebesi yapıyor ana karakterimiz. Çocukluğu, hayata, olaylara bakış açısı ve en çok da çöken evliliğini sorguluyor.
Kitabın iki çarpıcı yanı var. Öncelikle yolcumuz, kitap boyunca bize ismi verilmeyen yazar, tüm bu sorgulamaları, günlük hayatın akışı içinde gördüklerinin çağrıştırdıkları ile yapıyor. Biz, kaldığı otel odalarının ısısı, suyun akışı, sokakta gördüğü insanlar, havadaki esinti gibi detayları seri bir şekilde okurken, aynı zamanda tüm bunların onun zihnindeki yansımalarını görüyoruz.
Sürekli bir değişim hissi yaşıyor, herhangi bir olayın geçmişteki çağrışımı ile bugünkü çağrışımının farklılığını vurguluyor. Fakat burada kitapta dikkat çeken ikinci durum devreye giriyor. Tüm bu yolculukta yalnız değil. Eşi de onun arkasından geliyor. Ve yazar takip edildiğinin farkında. Eşinin dikkat çekme çabaları; hırsızlık, elektrik akımı içeren hediye, bir silahla çekilmiş fotoğraf gibi detaylar da kurgunun polisiye yanını destekliyor. Fakat asıl sürpriz sonda. Yazar bir yere varabildi mi? Gerçekten bir değişim yaşadı mı yoksa aslında en başa döndüğü bir yanılsama mıydı tüm yaşadıkları?
Farklı, özgün ve düşündürücü. İlginizi çektiyse tavsiye ederim.