Kitabın arka kapağında, 'İnsanlık tarihi biraz da zulümler tarihidir' diyor. Son yıllarda sık sık, isyan içinde söylediğimiz bir cümle var: "Nasıl bir çağa denk geldik böyle!" Fakat kitabı okurken farkediyoruz ki, çağ aynı çağ. İnsan aynı insan ve asırlardır benzer sınavlardan geçiyor. Çünkü kötülük bitmez, dünyanın dengesi bu şekilde kurulu. Esas önemli olan soru şu; sen bu sınavda temiz kalabilecek misin, doğruyu görüp seçebilecek misin?
Yazar masalsı anlatımı ve etkileyici kurgusu ile, bizi 1577 yılının İstanbul'una, kuyruklu yıldızın 40 gün boyunca gökyüzünde gözlendiği günlere götürüyor. Ama okurken farkına varacağınız şey şu ki, her tarihi yolculuk aslında bugünü anlatıyor. Kuyruklu yıldızın görünmesi büyük bir korku oluşturuyor halk üzerinde. İnsan bilinmezden korkar. Kötülüğü besleyen en büyük olgu cahillik. Bu noktada günümüzü düşünüyor insan. Artık daha çok biliyoruz!!! Bilgiye erişim çok daha kolay. Öyle ise kitaptaki kaos, provakasyonlar, zulüm neden bu kadar tanıdık!
Kitap, tarihi dokusu, renkli karakterleri, cinayetler ve suçluyu bulacağınız yer ile hem akıcı hem de keyifle okunuyor. Neden okunmalı sorusunun cevabı ise bunlarla beraber günümüze ayna tutması diyebilirim. Çok güzeldi, tavsiyemdir.