Tarihi roman okumayı sevenler için çok güzel bilgi dolu bir roman ile geldim. Sanırım bu hayatta yersiz yurtsuz kalmaktan daha kötü birşey yoktur. Kendi vatanından sürgün edilmek, koparılmak sanırım en acısı budur. Kitabımızda anneannesi tarafından kaleme alınan Adsız Roman’ı, satmak istediği küpün içinde bulan Neri ve Aras’ın öyküsü ile Janset-Jankat-Elbruz’un 1864’deki öyküsü birbirine paralel gitmektedir. Antika bir vazonun içinden çıkan mektuplarla aslında Neri’nin anneannesi torununa adını koymadığı bir roman bırakıyor. Yıllarca çektikleri sıkıntıları, verdikleri savaşları, mücadeleleri, Kuzey Kafkasya’dan Karadeniz’e göç eden Çerkes halkları göç öncesinde ve sonrasında yaşanılan acılar bizlere aktarılmıştır.
Köyleri Ruslar tarafından yakılıp yıkılan, dağlardan kıyıya inen; haftalarca teknelere binmeyi beklerken sahilde açlıkla, hastalıkla mücadele etmişlerdir. Teknelere binen sayısı fazla olduğunda ise bazı tekneler batmış ve onlarca insan boğulmuştur. İnsanoğlu varoldukça savaşlar, zulümler hiç bitmeyecek sanırım. İki asır önce Kafkaslar’daki yurtlarından zorla çıkarılan, zulümler ve insana değil hiçbir yaratılana layık görülmeyecek muamelerle katledilen, sürgün edilen bir millet. Öylesine acılarla karşılaşıyorlar ki, bir sonraki öncekinin acısını unutturuyor.
Yazarımızın okuduğum ikinci eseri ve yine okurken kendimi bilgiye doymuş hissediyorum. Aslında tarihimize dair ne çok bilmediğimiz acı, yaşanmışlık var. Gerçekleri anlatan, içinde bolca bilgi bulunan bu romanı kesinlikle okumalı ve kitaplığınızda bulundurmalısınız..