9/10
·126 syf.··
2025 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2025 19:08
"Birisini sevmek yalnız güçlü bir duyguya kapılmak değildir; bir karardır, bir yargıdır, bir karar vermedir. Sevgi yalnız bir duygu olsaydı, birbirini ölünceye dek sevmek için söz vermek gerekmezdi." Erich Fromm, sevmeyi kaderin sunduğu, şanslı olanlarımızın kapıldığı tatlı bir duygu olarak değil de sevmenin bir sanat olduğunu ve sevmeyi öğrenmemiz gerektiğini savunuyor. Aslında günümüze baktığımızda; sevgi adı altında kullanılan arzular, sevmeyi başaramayan iki ebeveynin arasında sıkışmış çocuklar, sevmeyi sadistlik ve mazoşistlik ile karıştıran bireyler, birini sevdiğini düşündüğü için o kişi üzerinde egemenlik kurabileceğini hatta şiddet uygulayabileceğini sanan bireyler arasında kaldığımızı düşünürsek, evet, sevmeyi öğrenmeye ihtiyacımız var. Birçoğumuz sevgiyi, sevme ediminden daha çok sevilme olarak görüyoruz. Artık birçoğumuzun sorunu nasıl seveceğimiz değil de nasıl sevilebileceğimiz. Oysaki nasıl seveceğimizi öğrenmek de gerekir. Sevgiyi, satın alabileceğimiz bir nesne olarak görmememiz gerekir. İşte yazarımız, kitabında bu konuyu ele alıyor. İlk adım olarak sevgi kuramını ele alıyor. Sevginin doğru bir şekilde ilgi, sorumluluk, saygı ve bilgi içermesi gerektiğini anlatıyor. Bu bölümde aynı zamanda, gelişim çağında bir çocuğun sahip olduğu anne sevgisinin ne kadar önemli olduğunu ve bunun ilerideki ilişkilerini büyük ölçüde etkileyeceğinden de bahsediyor. Sevginin çeşitlerini ele alıyor: kardeşlik sevgisi, anne sevgisi, cinsel sevgi, kendini sevme ve Tanrı sevgisi. İkinci adım olarak ise doğru bir şekilde nasıl seveceğimizden bahsediyor. Bunu yaparken elimize bir reçete tutuşturmak yerine, yardımcı olabilecek birkaç bilgiye değiniyor. Fromm’a göre, bir sanatta ustalaşabilmek için sabıra ve disipline ihtiyaç vardır. Sevgiyi önemsiz bir şeymiş gibi göz ardı edip kendi kendine büyümesine izin vermek yerine üzerinde yoğunlaşmamızı öneriyor. Kitapta dikkatimi çeken bir iki konudan da bahsetmek istiyorum. Bunlardan bir tanesi ayrı kalma, dışlanma korkusuyla farkında olmadan kendi düşüncelerimizi hiçe sayıp sırf yalnızlığın hapishanesine düşmemek için sürüye katılıp istemediğimiz bir uçuruma sürüklenmemiz. Bir nevi benliğimizi hiçe sayıyoruz. Oysaki yazarın deyimiyle, "Dışta kalmanın üstesinden gelerek, yalnızlığının hapishanesinden kurtulması insanın en büyük ihtiyacıdır." Bir diğer konu ise kapitalist toplumda eşitliğin anlamının değiştirildiği. Eşitlik kavramının artık bireyselliğini yitirmiş insanların otomatlaştırılması, yani standartlaştırılması anlamına geldiğini; eşitlik kavramının artık birlikten çok ayrılık anlamına geldiğini söylüyor. Kadın eşitliğinde olduğu gibi, genellikle ilerlememizin işareti olan övülen bazı başarılara kuşkuyla bakarak bu eğilimin farklılıklarımızı yok etmek amacı güttüğünü, artık erkek ve kadının aynılaştığını ve bu olayın eşitlik adı altında bireyin standartlaştırılması olduğu görüşünde. (Sayfa 24’te yazar bu konudaki düşüncelerini daha detaylı anlatıyor.) Kitabı genel olarak oldukça beğendim. Fromm, sevgiyi derinlemesine inceleyerek psikoloji ve felsefeyi ustalıkla harmanlamış. Sevmenin bir sanat olduğunu anlamak ve ilişkilerimize bu perspektiften bakmak açısından çok değerli bir eser olduğunu düşünüyorum.
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 19857,8bin okunma
·
3 +1'leme
·
495 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Güzel ayrıntılara değinmişsiniz 👏👍 Kaleminize sağlık📚🍀
bal1k
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim ✨