Serinin diğer kitaplarında da olduğu gibi bunda da Sevgililer Günü yaşanan olayları okuyoruz. Konusu da kısaca birbirini tanıyan ve başlarda aralarındaki ilişki biraz karışık olan çiftimizin o gün yaşanan depremde pastanede mahsur kalması. Erkek pastane şefi kız da oraya gelmeyi seven biri. Ama çocuk biraz ters baktı diye ondan nefret ettiğini düşünüyor. Erkek karakter her defasında hediye pastalar, çörekler veriyor. Kız parasını vermeye çalışıyor, çocuk almayınca yine benden nefret ediyor bir daha buraya gelmeyeceğim triplerine giriyor. İki karakter de hiçbir şey anlamıyordu. Ve en absürt kısma geliyorum. Deprem olmasına rağmen aşırı rahatlar? 40 sayfalık kitapta deprem oldu, başta nefret ettiklerini sanarken birbirlerinden hoslandıklarını öğrendiler ve smutla kapattık. Çok aniydi ve deprem ciddiyeti önemsiz kalmıştı. Hani aşırı sağlam ve depreme tamamen dayanıklı bir yer olsa tamam diyeceğim. Ama 6.8 büyüklüğünde bir depremde her yer yıkıldı, dağıldı diye betimleniyor. İçeride mahsur kalıyorlar. Kız ailesini merak ediyor, hatlar çekmiyor. Ve bam smut başlıyor. Belki daha uzun olsaydı ve bu deprem anı birbirlerine karşı ön yargılarını yıktıkları bir yer olsaydı güzel tamamlanabilirdi. Ama 40 sayfa için fazlaydı bence.