8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2025 15:50
"İnsanlar, herşeyi bildiklerine inanıyorlar. Hiç de bir şey bilmiyorken." Aldatmacalar üzerine kurulu bir dostluk, bir felaket, bu felaketi baştan yaratanlar ve kurbanlar... Cūyo ve Soīn uzun yıllardır yakın arkadaş olan, en azından yakın arkadaş gibi duran, birbirlerinden asla ayrılmayan bir ikilidir. Bir gün Soīn okulun arkasında ölü bulununca herkesin bu ikili hakkında şüpheleri gün yüzüne çıkar ve tüm gözler Cūyo'ya çevrilir. Kitabı okuma sürecimde hiasettiklerimden bahsetmek istiyorum aslında, bu hislerimden yaptığım genel çıkarımlardan aynı zamanda. Kitaba başlarken çok daha basit birşey bekliyordum elbette, uzunca bir süre ikilinin arkadaşlıkları hakkında ortaya atılan mobbing iddialarına hiç kulak asmayıp gerçekten iyi arkadaşlar olduğuna inandım inanmak istedim. Çünkü insanlar o zamana kadar sessiz kalıyorlar, iki arkadaşın gerçek dost olmadıklarına inanıyorlar ama herkes olaya taraflı bakıyor. Kimileri tamamiyle Soīn'ı melek bir kurban durumuna düşürerek Cūyo'yu kişisel nefretleriyle mahvetmeye çalışıyorlar. Kimileri ise Cūyo'ya kendilerini öyle kaptırmışlar ki dediği her şeye inanıyor ve Soīn'ı yüzsüzleştiriyorlar. İşte, kitapla ilgili en vurucu şey buydu. Her şey medyadan ibaretti. İnsanlar ellerinde kanıtlar olmadan, kendi, öznel duygularına yenilerek birilerini acımasızca yargılıyorlardı, çekinmeden. İnsanlar birbirlerinin gözlerini hızlıca boyayabiliyorlar ve bunun üzerinde medyanın da etkisinin ne kadar büyük olduğunu görüyoruz bu kitapla beraber. Kitapla ilgili en keskin şeylerden biri de etik çıkmazdı. Kendimi Cūyo'yu tamamen seviyor hâlde buldum ve etik olarak bir savaş verdim içimde kitap boyunca. Ve ben de kendi ön yargılarımın kurbanı olarak Soīn'a, ölmüş bir kıza asla ısınamadım. Aynı zamanda Cūyo'dan ve yaptıklarından nefret ettim. Her nasılsa Cūyo'ya bu süreçte sarılmak da istedim. Kitap mahkeme süresince Cūyo'nun içsel karmaşasını da çok güzel işlemişti. Kendimi neye inanacağımı bilmez bir halde, çaresizce kitaba sarılmış halde buldum. Ve Cūyo, çoktan kararını vermiş toplumun baskısı altında ezilirken ben de onunla beraber ezildim. Herkes bir teoriye inanırken kendi gerçeklerinizle ortadasınız fakat kimse size inanmıyor... Bu evrende gerçekten konuşabildiğiniz, sevdiğiniz tek insan ölüyor ve onun hakkında, onun size bakışı hakkında herşey şüpheli. Kitabı bitireli birkaç saat oldu ama hâlâ kitabın sonunu düşünüyorum. Adalet nedir? Adalet öznel midir? Ya en büyük suç cinayet değilse? Uzun düşünme serüvenimin sonucunda kararımı verdim: *SPOİLER* Kitabın sonunda Cūyo suçsuzken suçlu bir konuma düşüyor ve asıl suçlu bunu, Cūyo'nun daha önce Soīn'e mobbing uygulamasının cezası olarak görüyor. Çok zalim bir düşünce. Ve bence bu mobbing tamamiyle karşılıklıydı, zehirli bir arkadaşlık ilişkisi vardı karşımızda, bir tarafta takıntı hâline gelmiş bir sevgiye sahip Cūyo, diğer tarafta kendi çıkarları için kendini Cūyo'ya teslim etmiş Soīn... *SPOİLER SONU* Bazenleri gerçeklik çift taraflıdır, bazenleri suçluluk çift taraflıdır, her şey olaya nereden baktığına, hangi lensten baktığına bağlı... Okuduğunuz için teşekkür ederim. Olaylara doğru lenslerle bakabilmemiz dileğiyle...
Arkadaşı SuçlamakLee Kkoch-Nim · Athica Yayınları · 2023933 okunma
·
1 +1'leme
·
1.208 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.