Puan vermedi·184 syf.····Okunma: 25 Ocak 2025 20:51 Bazı kitapları bitirdiğimde onlara sarılıyorum. Bunu ilk defa ne zaman hangi kitapta yaptığımı hatırlayamıyorum çünkü bu durumu zamanla fark ettim. Çok sevdiğim bende iz bırakan düşünmemi sağlayan kitaplarda oluyor bu durum. O yüzden benim için, benim açımdan değerli ve anlamlı kitap turnusolu oldu bu hareket.
Kitabı bitirdikten sonra "Off ne güzel kitap!" "Ne güzel kitaptı ya!" "Yaaa çok güzeeldii!" diye diye kapağını kapattım. Bağımı kopartacak mıyım? ASLA! Kalben bağlı olduğum çocuk kitapları kategorime daha okurken girdi bile bu kitap.
Sanıyorum ki yazarın psikoloji bilimiyle yakından bir ilişkisi var çünkü okumuş olduğum bir önceki kitabında da yine böyle bir etki vardı. Bu kitap zaten baştan sona duygular ve bu duyguları tanıyıp onu kontrol etmeyi edebilmeyi konu ediyor. Sanırım o yüzden bu kadar etkileniyorum yazarın kitaplarından. Çünkü bu bilim dalıyla ilgili yeni şeyler öğrenmek okumak bu konuda konuşabilmek beni heyecanlandırıyor.
Gelelim artık kitaba. Kahramanımız Beril, hemofili hastası bir kız. Hastalığından dolayı da ailesi onunla ve hayatıyla fazlaca ilgili. Bu durumdan rahatsız olan ve bu hastalıktan dolayı insanlarla arasında mesafe olduğunu hisseden Beril bir gün çok farklı bu durumla karşı karşıya kalıyor: İnsanların çevresinde onları kaplayan renkler görüyor. İlk tecrübesini annesiyle yaşıyor. Bu renk durumunu ilk önce annesinde gören Beril bir yandan bunun ne anlama geldiğini düşünürken bir yandan da araştırmalara başlıyor ve bu enteresan durum onun hayatında birçok şeyi gözden geçirmesini sağlıyor. Bununla birlikte yeni maceralara kapı aralıyor.
Ben şimdi koşa koşa yazarın diğer kitaplarını sepete atmaya gidiyorum. Siz de okuyun okutun efenim.