“cengiz han, dünya tarihinin son büyük kabile imparatoruydu. göçebe hayatı yaşayan kabileler ile uygar dünya arasındaki 10.000 yıllık savaşın, avcılarla çobanların çiftçilere karşı verdikleri mücadelenin mirasçısıydı.” cümleleri kitabın sonsözünde geçerken, cengiz han’ın kim olduğuna dair de güzel bir cevap bence.
bu yıl bir kitap challengeına başladım ve bu challengedaki ilk görevim, dünyayı değiştiren biri hakkında bir kitap okumaktı. hakkında genelgeçer yargılar dışında pek de fikir sahibi olmadığım birini seçmek istedim, ki bence çok doğru bir tercih yapmışım. moğollar, kurdukları imparatorluk, kökleri, cengiz han, onun siyasi anlayışı, nasıl cengiz han olduğu, oğulları-torunları, ardında bıraktıkları, kendiyle taşıdıkları, moğol ırkı ve dünyada yarattığı izler, dünyayla savaşları ve nice konuyu okudum.
orta asya’da bir bozkırda at sürerken, yanımda rüzgarı taşırken dünyaya ayrı bir dünya bırakmış bu savaşçıyı yakından tanıma şansım oldu. yazarın aktarımına tamamiyle teslim olduğumu söyleyemeyeceğim. kendisinde rahatsız edici bazı çağrışımlar yapacak derecede bir hayranlık sezdiğim için objektifliğinden pek emin olamadım. ancak kitap, bu zamana dek bize sunulan algıların farklı kaynaklarla aslını gösteriyor. bir, nasılını anlamak, meselesi gibiydi bence.
kitapta cengiz han’a dair çizilen resimlerin, onu algılayışın her ülkede-kıtada farklı bir şekilde olduğunu söylüyordu. bu da aslında kitabı bitirdiğim zaman bende daha da anlam kazanan bir ifade oldu.
bir yandan da okurken, bir zamanlar dünyada kasırgalar estiren bu koca imparatorluğun zaman içindeki eriyişine bakmak hayret uyandırıyor. benzer bir senaryonun içinde olmak da kimi noktalarda olaylar arası bağ kurmamı kolaylaştırdı. hayretimi azalttı. ancak bir aşiretten koca bir imparatorluk kurmak, gerçekten çok başka. bir de moğol imparatorluğunun haritasına bakmak da ayrı bir şaşkınlık yaratmıştı. bu zamana dek gelip geçen imparatorluklar arasında, yüzölçümü olarak, en büyük ikinci imparatorluk—imiş.
bunlar bir yana, yaşanan katliamları, yıkımlar, onların savaş biçimi, insanlarda ve şehirlerde yarattıkları tahribat,… her biri ayrı korkunç ve üzücü. yazar her ne kadar, aslında bunlar şöyle böyle, bakın bu şekilde gerekçelendirilebilir, minvalinde açıklamalar yaparak bahsetse de düşüncesi dahi oldukça korkutucu bu gerçeklerin. yalnızca, hakkında az bilgi sahibi olduğum bu savaşçı ve bu imparatorluk hakkında zihnime yeni bir şema kazandırmış olmaktan ve kimi yargılarımın aslını bir nebze dahi öğrenmiş olmaktan ötürü mutluyum.
ilgilisine, tarih meraklısına, bir de ben dünyayı değiştiren bu adamı tanıyayım diyene öneririm.