Yazarın daha önce #canımıniçi adlı kitabını okumuş ve beğenmiştim, bu kitabı da öyle oldu. Bir oturuşta bitti. Gerçek hayattan uyarlama romanları zaten çok seviyorum, tabi ki iyi işlendiyse.Sade anlatımıyla çok fazla uzatmadan, detaya girmeden direk kurguya odaklanmış yazar. Bu dsa romanı sıkılmadan okumamızı sağlıyor. Konusundan bahsedecek olursam;
Fulya yetiştirme yurdunda kalmaktadır. Burada temizlik işleriyle çalışan Dora isimli bayanı kendine çok yakın hissetmektedir. Belki kan bu çekiyordur. Dora ilginç bir kişiliktir. Yurdun kilerinde Fulya onu elinde bir kutuya bakarak ağladığını görmüş ancak buna bir anlam verememiştir.Fulya'nın en yakın arkadaşı Behram'dır. Oda yurtta kalmaktadır. Bu iki arkadaş birbirine kol kanat germiştir,her ne kadar 8 yaşında olsalar da. Yurt ortamı zaten çocukları erkenden büyütüyor. Çünkü hayatta tutunacak dalları yok, onları şımaracak bir ailesi yok. Hayata karşı daha çabuk olgunlaşıyorlar. Bu 2 arkadaş ailelere evlatlık gider. Şansa birbirlerine yakın komşulara evlatlık gitmişlerdir. Hatta Dora 'da onlara artık yakın bir yerde oturmaktadır. Nikos Dora' yı kızı gibi sevmektedir. Nikos'un sakladığı sırlar vardır. Zamanla köyde çeşitli eşyalar kaybolmaya başlamıştır. Behram Dora'nın birşeyler çaldığını görünce konuyu Nikos'a açar. Nikos Dora'nın Kleptomani hastası olduğunu ve yıllardır tedavi sürecinde olduğunu söyler. Peki Dora'yı buna iten sebep neydi? Dora'nın sakladığı sırlar neydi? Fulya ile Dora arasındaki ilişkide daha neler yaşanacaktı? Behram kalbini kime kaptıracaktı? Dora bu hastalıktan kurtulabilecek miydi? En önemlisi Dora'nın sır gibi sakladığı kutuda ne gibi gerçekler saklanıyordu?
Kendi adıma güzel bir okuma oldu, tavsiye ederim.