Gönderi

10/10
·224 syf.··
2025 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2025 01:53
Bu sıralar çok neşelisiniz anlaşılan, sizi hüznün derinliğine çekip orada dinlendirmek gerekecek. İza'nın şarkısı "ağır" bir roman baştan söyleyelim. Hayır, okunması zor değil, akıcı, karakterler hızlı bir giriş yapıyor kitaba ve girdikleri yerde kalıp derinleşiyorlar, ilk otuz-kırk sayfadan sonra başka biriyle tanışmak zorunda kalmayacağız. Ama romanın duyguları ağır, zaten bir ölümle ve yasla başlıyor, babanın ölümünden sonra taşrada yalnız kalacak annenin büyük şehre, kızının yanına yerleşmesiyle ana konuya girmiş oluyoruz. Bundan sonra bizi yalnızlığın gerçekte ne olduğu, insanın esas hangi durumda kalırsa yalnız kalacağı, iyi bir evlat olmanın ve aslında İza özelinde "doğru şeyi yapıyor olmanın" derinleri bekliyor. İnsan kağıt üzerinde yaşarsa, bembeyaz ve pürüzsüz akabilir. Ama insan olmak böyle bir şey değil ki. Doğru davranışlar ve olması gerekenler ne zamandan beri tartışmaya açılamıyor? Kalbin dahil edilmediği, yalnızca aklın işe koşulduğu karar verme süreçleri, kanaatler ne kadar "gerçek" ne kadar "masum" olabilir? Yazar net, şiddetli bir cezaya çarptırıyor kağıt üstündeki doğruları. Harflerin gizlediklerini görmeyen, yalnızca harfleri bilenlere pişman ama çok geç bir haykırış reva görüyor. Annem, babam. Ağır bir roman cidden. Klas bir dert edinmiş, güzel yazılmış. İşin Aslı Judit ve Sonrası'na benzettim biraz (iki Macar yazar okudum diye genelleme yapmayacağım tabi), karakterlerin aynı şeyi farklı biçimlerde algılamaları ve kendilerince tüm bilgeliklerine rağmen birbirlerinin hallerinden bihaber olmaları yönünden. İnsanı anlamak zor. Bazen verdiklerimize çok fazla odaklanıyoruz, veriyor oluşumuzla belki haklı da bir gurur duyuyoruz ama bu gurur görüşümüzü kapatıyor. Verdiklerimiz o zaman zehre dönüşen bir ilaç gibi, kafasına atar gibi. Verdiklerinin kalabalığından ona adım atacak, var olacak yer bırakmamak gibi. Reşat Nuri'nin Acımak romanını okumuş muydunuz? Biraz oradaki Zehra'ya benzettim ben İza'yı. Zehra da her şeyi doğru yapan, neredeyse kusursuz biri-kağıt üstünde! En büyük eksiği merhamet duygusu, harika bir yontma taş gibi, değerli bir pırlanta ama taş işte. Bizim de artık ne kadar sevebildiğimizden şüphe duyuyorum. Bizim de ihtiyacımız olan düşünmeden sevebilmek, merhamet edebilmek. Popüler bir replik; "sen kim oluyorsun da bana acıyorsun!" Niye böyle dediniz de aklımıza böyle yerleştirdiniz? Keşke acısak birbirimize, merhamet ederdik, severdik sonra. 60larda yazılmış bu kitap, Iza ya da Zehra bugün "goygoycu" olurlardı belki de. Fark etmiyor nitekim; taşlaşmış, mühürlü kalplerimiz. İyi okumalar dilerim.
Iza'nın ŞarkısıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20245,4bin okunma
·
52 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.