Tahta Kurdu
"Eşikten adımımı attığımda ev üzerime çullandı. Bu tuğla ve toz yığını hep aynısını yapıyor, kapıdan giren herkesin üzerine atlayıp nefessiz bırakana kadar karnını sıkıyor. Annem bu evin insanın dişlerini döktüğünü ve içini kuruttuğunu söylerdi."
Anneanne ve torununun yaşadığı bu eve kimse uğramazdı. Sadece büyü yaptırmak için gelenler olurdu arada. Çünkü bu evin duvarlarından sesler gelir, içinde gölgeler dolaşırdı. Onlar mı lanetliydi yoksa bu ev mi bilinmez. Bu evden kimse gidemezdi kendi isteğiyle. O da orada kalmıştı işte. Gidememişti bir yere kapana kısılıp kalmıştı. Çareyi zengin bir ailenin çocuklarına bakıcılık yapmakta bulmuştu. Geçmişten gelen sorunlar tekrar baş göstermiş peşini bırakmamıştı anneanne ve torununun. Baktığı çocuk bir anda ortadan kaybolmuştu. Bunda onun bir suçu var mıydı yoksa tamamen suçsuz muydu? Yoksa bütün bu yaşananlar bir intikam mıydı?
Yayinevinin okuduğum en farklı en sıradışı kitabıydı diyebilirim. Gotik bir romanı bu şekilde anlatmak kitaba da değişik bir hava vermiş. Toplumdaki ötekileştilme, sınıf ve cinsiyet ayrımcılığına, şiddete değinilen bu kitapta öfke ve nefretin hikayesini okuyacaksınız. Özellikle bu hikayenin gerçek olduğunu öğrendikten sonra okuduklarınızın sizde de bendeki gibi şok etkisi yarayacağına eminim.
️Deli ya da aptal olduğumu düşünmeleri umurumda değil ama bana üzülmelerini kabul etmem, asla olmaz, yaptığım onca şeyi yoldan geçen bir pislik bana acısın diye yapmadım.
️Her ev, içinde yaşayanların geçmişini barındırır.