Gerçekten merak edip incelememi okuyacak birisi denk gelirse diye yazımın başında nesnel değerlendirmeden uzak öznel değerlendirme yapacağımı belirtmeyi bir borç bilirim. Zihnimin bir dönemdir keşmekeşliğinden sebep hayatımda en çok zevk aldığım kitap okumadan dahi uzaklaşmıştım. Uzaklaşmaktan kastım kitap okumamak değil. Kitabı yaşamamak,kitabın alemine seyahat edememek. Elimde sanki figür gibi duruyordu kitaplar. Ama bu kitap beni resmen eski Zehra'ya kendime geri döndürdü. O çok zevk aldığım anları yeniden yaşadım. Öyle güzel harmanlanmış bir olay öyküsü vardı ki... Odak süremin çok çok azaldığı hayatımın bu dönemindeki ben'im bile elimden adeta bırakamadan okumamı sağladı. O kadar usul usul işlenmiş ki kelimeler sayfalara... Okurken kitabın sonunu değil bir sonraki sayfayı bile düşündürtmedi. Akışa kendinizi bıraktınız. Adeta akan bir nehre düşen yaprak gibi aktı kelimeler, cümleler,sayfalar. Kitabı dışardan bı gözle okumuyor adeta ben de kitabın içindeymisim gibi hissediyordum. Bunu okura geçirmek ustalıktır benim bakışıma göre. Ve nihayet kitabın sonuna gelince,bitirince gözlerimden yaşlar aktı. Çünkü o atmosferde ben de vardım. Ne olarak vardım, kim olarak vardım bilemiyorum. Fakat orada olduğuma eminim. Gözlerimi sayfalarla birlikte kapattım. O atmosferi son kez ben de soludum,yaşadım. Dedim ki kendi kendime işte budur kitap işte budur kitap okumak. Tekrardan kitap okumayı ne kadar çok sevdiğimi nasıl başka alemlere seyahat ettiğimi tecrübe ettim. İyi yazarlar var edermiş iyi okurları...