·680 syf.····Okunma: 28 Ocak 2025 22:35 İsminin hakkını veren kitap, Huzursuzluğun Kitabı. Okumaktan en çok korktuğum kitaplardan biriydi ve bitirdiğim için mutlu olsam da kitabın tamamını özümsediğimi düşünmüyorum. Oldukça ağır bir dile sahip bu eseri okumak epey birikim istiyor. Herhangi bir kurgusu ve olay akışı yok. Yazar, hayatından; deneyimlerinden, kavramlardan, toplumdan bahsedip, hemen hemen her şey hakkında düşüncelerini dile getirmiş. Bunu yaparken yorucu ve anlaşılması zor felsefik cümleler kurmuş. Bu dil, anlamak açısından yorsa da yazarın farklı bakış açılarına ve anlatım tarzına hayran olmadım desem yalan olur. O kadar nokta atışı tespitleri vardı ki bazı cümleler üzerine uzun uzun düşündüm. En sevdiğim şey budur. Düşünmeye itilmek. Sorgulamak. Tartışmak. Bazen katıldım bazen katılmadım. Bazen yoruldum bazen merak ettim. Yazarın içinde bulunduğu durumu bu kadar iyi anlatabilmesi ayrıca bunu okura da aktarabilmesi takdir edilesi. Öldükten sonra bir sandıkta buluyorlar bu notlarını ve sonrasında kitaplaşıyor. Keşke bu eserini yaşarken yayımlasaydı ve azıcık da olsa birileri tarafından anlaşıldığını görebilseydi. Bazı kısımlarda kimsenin onu anlamadığını dile getirip bu durumdan dolayı mutsuz olduğunu söylemiş. Onu kısmen de olsa anladığımı söylemek isterdim....
Kitabın neredeyse altını çizmediğim sayfası yok. Dopdolu hazine değerinde bir eser ancak bazı düşünceleri tartışmaya epey açık. İşte sırf bu yüzden bile okunmalı. Çünkü dedim ya insanı sorgulamaya itiyor, bazen muhalif bazen yancı oluyorsunuz. Hepimizden bir pay var bu eserde. Ne olduğunu, nereye gittiğini, nasıl yaratıldığını, benliğini, hayatını sorgulayan çaresiz bir insanın dilinden dökülmüş haykırışlarıdır bu eser. Onun bu haykırışlarını dinlemenizi tavsiye ediyorum belki sizin de içinizden söylediklerinizi yüksek sesle söylemiştir. Belki duygularınıza tercüman olmuştur. Belki yalnız değildir. Sandığı gibi sadece o yaşamıyordur bunları.
Kitaptan bir alıntıyla sonlandırmak istiyorum yorumumu;
"İstemeden varım, istemeden öleceğim. Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum, birer hiç olan şeylerin ortasındaki soyut ve tensel noktayım."
(sayfa 268)
Bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Bu kitabı başucunuza koyup her gün içinden birkaç bölüm okumanız daha sağlıklı olacaktır çünkü olay akışı olmadığından ve dili de yorucu olduğundan yarım bırakma, sıkılma olasılığınız çok yüksek. Eğer her gün azar azar ve üzerine düşünerek okursanız hem etkisi daha hem de daha verimli olacaktır. Benim 10 günümü aldı.