·79 syf.····Okunma: 31 Ocak 2025 09:48 Kayıp Zamanın İzinde’ye giden yolun taşlarını döşemeye çalışıyorum. Öyle ya, Dostoyevski okumaya Karamazov Kardeşler’den başlamak gibi bir cahilliği Proust’ta tekrarlamayacaktım. Fakat okuduğum her yeni kitabında Proust beni ayrı yoruyor. Her kapıyı çalışımda bu dünya sana göre değil deyip kapıyı hızla yüzüme çarpıyor sanki. Lafın kısası, Proust’u anlamakta hala zorlanıyorum.
Neyse kitaba geleyim. İki bölümden oluşuyor. İlk bölüm Cana Bostan’ın yazdığı önsöz ve bence son derece derinlikli. Proust’un dünyasını çok güzel tarif etmiş diye düşünüyorum. İkinci kısım da bir önsöz. Proust’un kaleminden çıkmış John Ruskin’in Susam ve Zambaklar kitabının önsözü. Yani Proust’a dair “asıl” meselenin yer aldığı ve benim anlamakta asıl zorlandığım kısım. Bu tarz eserler için şu sözü kullanırım hep; “civa demirden ağırdır”. Bazı “kısacık” kitaplar çok büyük hacimli romanlardan bile daha fazla yorar insanı. Bu da onlardan biri. Upuzun cümleler, metaforlar… Benim için okuması zordu. Bu da Proust'un dünyasına girmek için biraz daha zamanım olduğunu gösteriyor bana. Ne yapalım, bekleriz…